ALLAH'A İMAN
  • Reklam
Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

ALLAH'A İMAN

03 Ocak 2020 - 07:14

RUHİ İPEK - CEZAEVİ VAİZİ

İnsanoğlu kendisini yoktan var eden ve kendisine sayısız nimet bahşeden Yüce Yaratıcının zatını ve mahiyetini hep merak etmiştir. Allah (c.c.) ayetleriyle, eserleriyle ve sıfatlarıyla bütün varlık âlemini kuşattığı halde insan O’nun zatı ve mahiyeti hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışmıştır. Bu nedenle de Allah Teâlâ hakkında çeşitli sorular üretmiştir. Birtakım tereddütlere yol açan bu tip soruların insan zihnine takılacağını bilen Sevgili Peygamberimiz, bu konuda ashabını uyarmış ve böylesi sorulara muhatap olduklarında “Allah birdir, hiçbir şeye muhtaç değildir, fakat her şey var olabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için O’na muhtaçtır, O doğmamış, doğurmamıştır. O’nun bir dengi de yoktur.” demelerini istemiş, sonra da bu sorularla zihinlerini meşgul eden şeytandan, “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” diyerek Allah’a sığınmalarını emretmiştir. (Ebu Davut Sünne, 18)

Rabbimiz, tektir. O’nun eşi ve benzeri yoktur. O doğmamış ve doğrulmamıştır. O hiçbir varlığa muhtaç olmadığı halde bütün varlıklar O’na muhtaçtır. O’nun varlığının başlangıcı ve sonu yoktur. O, zatında, sıfatlarında ve fillerinde yarattığı varlıklara benzemez. Bütün noksan sıfatlardan münezzeh/uzak, bütün kemal sıfatlara sahiptir. O, kullarına karşı çok merhametli, çok şefkatlidir. O, kullarına çok yakın olan, kendisine yakarışta bulunanın feryadını işiten, kendisinden isteği olanın dileğini yerine getirendir. O, kullarına karşı çok cömerttir. Tüm hatalarına karşı kullarını affeden, onların tövbelerini kabul edendir. Kâinatta olup biten her şey onun dilemesiyledir. O, bir şeyin olmasını dilediğinde sadece “ol!” der, o da oluverir. O’nun izni olmaksızın ağaçtaki kuru bir yaprak bile düşmez. Yerde ve göklerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun gücü her şeye yeter. Gören, gözeten, duyan, işiten, acıyan, seven O’dur.

Allah’a iman etmek; Allah’ın varlığını, birliğini, O’nun eşi, benzeri, ortağı ve dengi hiçbir varlığın olmadığını (İhlas, 112/1-4) bilerek tasdik etmek, bu bilgiyi ikrar etmek ve bu doğrultuda yaşamaktır. Kısaca iman; marifet-tasdik, ikrardan müteşekkildir ve bütün bu unsurlarıyla Allah’a iman, mümin olmanın ilk şartıdır. Allah’a iman, iman esaslarının kaynağı, bütün peygamberlerin ve sevgili Peygamberimizin tebliğinin ortak çağrısı, (Enbiya, 21/25) insanların İslâm hususunda davet edildikleri ilk esas, bir insanın yapabileceği işlerin en hayırlısıdır. (Buhari, Hacc, 4) Allah’a iman aynı zamanda insanı yoktan var eden ve insana sayısız nimeti bahşeden Yüce Yaratıcının onun üzerindeki hakkıdır.

Hz. Peygamber (sav) bir kimsenin gerçek anlamda iman etmesi kadar, imanın tadını alabilmesini de gönülden iman etmiş olmasına bağlamış ve şöyle buyurmuştur: “Şu üç haslet vardır ki, bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır: Allah ve Resûlü’nü her şeyden çok sevmek, sevdiği bir kimseyi yalnızca Allah rızası için sevmek, Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar ona dönmeyi ateşe atılırcasına korkunç görmek.” (Müslim, İman, 67) Burada  Sevgili Peygamberimiz, imanın kalbî boyutuna işaret etmiş, gerçek ve mükemmel imanın ancak Allah’ı her şeyden çok sevmekle mümkün olabileceğini söylemiştir.

Bu anlamda Yüce Allah, başka  sevgilerin Allah sevgisinin önüne geçmemesini istemiş ve şöyle buyurmuştur: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, zarar etmesinden korktuğunuz ticaretiniz ve hoşunuza giden evleriniz size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin.” (Tevbe, 9/24) Çünkü Allah’a iman etmek en çok O’nu sevmeyi, her hâlükârda O’na güvenip dayanmayı ve O’na gerektiği şekilde saygıyı gerektirir.(Al-i İmran, 3/102) Kişi bu vecibelerini yerine getirir ve “Allah’ı Rab; İslâm’ı din, Muhammed’i Peygamber olarak gönülden benimserse” imanın tadını almış (Müslim, İman, 56) demektir. Aynı şekilde kişi “Allah için sever, Allah için buğz eder, Allah için verir, Allah için engel olursa imanını olgunlaştırmış, kemale erdirmiş” (Ebu Davut, Sünne, 15) demektir.

Kısaca Allah’a îman, O’nun varlığını, birliğini, yaratan, yaşatan, rızık veren ve besleyip büyütenin yalnız Allah olduğunu, O’ndan başka ibadete layık mabut bulunmadığını, ibadetin sadece O’na yapılması gerektiğini, O’nun ezelî ve ebedî olduğunu, bütün kemal sıfatlarla muttasıf ve noksan sıfatlardan münezzeh bulunduğunu, Kur’an ve sünnette belirtilen isim, fiil ve sıfatlarıyla bilip inanmayı  gerektirir. O’na iman, aynı zamanda O’na ibadet ve itaat etmeyi, Kur’ân ve Sünnette yer alan emir ve yasaklara, öğüt ve tavsiyelere uymayı, helal ve haramlara riayet etmeyi gerekli kılar.

 

 

Bu yazı 874 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar