DUA VE TEVBE
  • Reklam
Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

DUA VE TEVBE

23 Ekim 2020 - 09:16

Yusuf AYDOĞAN - Cezaevi Vaizi

“Dua”, kulun samimi ve içten bir şekilde Allah’a sığınmasını ve yakarışını, Allah’ın yüceliği karşısında güçsüzlüğünü itiraf etmesini, sevgi ve tazim duyguları içerisinde O’nun lütfunu, yardımını ve affını dilemesini ifade eder. Yüce Rabbimiz Kuran’ı Kerim de: “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde duacının dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulalar.”(Bakara Suresi 2/186)Hz. Peygamber (sav)’in: “Allah Teâlâ katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.” (Tirmizî, Deavât, 1;  İbn Mâce, Dua,1) ifadesi, bu ibadetin önemini göstermesi açısından dikkat çekicidir.

İnsan, hayatı boyunca üstesinden gelemeyeceği birçok şeyle karşılaşır; öfke, keder, sıkıntı, korku, yalnızlık ve ümitsizlik gibi haller yaşar. Özellikle zorlandığı zamanlarda Allah’a dua etme ihtiyacı hisseder. Zira Yüce Allah’ın duayı kabul edeceği ümidi, dua edenin üzüntü ve kederini hafifletir; ona dayanma gücü ve sabır verir. Bir hadisinde Allah Resûlü duanın sıkıntı ve zorluklara karşı bir sığınak olduğunu şöyle ifade etmiştir; “Sizden her kime dua kapısı açılmış ise, ona rahmet kapıları açılmıştır. Allah’tan bir şey istenecekse afiyetten daha sevimli bir şey istenmez.” Resûlullah (sav) konuşmasına şöyle devam etti: “Dua, başa gelen ve gelmeyen belâya karşı fayda sağlar. Ey Allah’ın kulları, duaya sarılınız!”    (Tirmizî, Deavât, 101)

Dua ederken sabırlı olmak gerekir.Hz. Peygamber ; “Sizden biriniz, ‘Ben (Rabbime) dua ettim de duam karşılık görmedi.’ deyip acele etmediği müddetçe, duası karşılık bulur.”    (Tirmizî, Deavât, 101)  Sahâbe, “Yâ Rasûlallah! Acele etmek nedir?” diye sorunca da, “Dua ettim de kabul edildiğini görmedim, der ve o anda vazgeçerek duayı bırakır.” (Müslim,Zikir,92.) cevabını vermişti. Rasûlullah’ ın açıklamasından anlaşılacağı üzere karşılığı ister bu dünyada verilsin, ister âhirete ertelensin, dua er ya da geç Allah katında karşılık bulacaktır.

Hz. Peygamber(sav) kısa ve özlü duaları tercih ederdi. Uyandığında, uyumadan önce, bineğine binerken, evden çıkarken, eve girerken, yeni bir işe başlarken, namaz kıldıktan sonra, yemek yedikten ve su içtikten sonra… kısaca günün her anında dilinden dua eksik olmazdı. (Tirmizî, Daavât 73, Buhârî, Deavât, 8, Ebû Dâvûd, Vitr, 26, Müslim, Zikir, 75, Tirmizî, Deavât, 16)

Dua ve tövbe arasında sıkı bir bağ vardır. İnsanoğlu yaratılış itibariyle hata yapabilmektedir. Bu hatalar bazen yaratanına karşı bazen insanlara karşı olmaktadır. Allahu teala Kuran’ı Kerim de; “Ey iman edenler! Allah’a samimiyetle tövbe edin!” (Tahrim, 66/8) buyurur. Tövbenin ilk adımı pişmanlıktır. Yaptığı hatanın farkına varıp, vicdanı rahatsız olmak tövbeye doğru atılan ilk adımdır. Resûlullah’ı (sav), ‘(Günahtan) pişmanlık duymak, tövbedir.’ buyururmuştur.” (İbn Hanbel, I, 423)

Tövbe etmek sadece günahları affettirmek değil günaha bir daha geri dönmeme konusunda Allahu Tealaya söz vermektir. Sürekli aynı günahı işleyip sürekli tövbe etmek veya nasıl olsa tövbe ederim diye düşünerek günahlara karşı iradeli olamamak büyük bir gaflettir. Allah Resûlü (sav): “Günahtan tövbe etmek, günahı terk edip bir daha ona dönmemekti.” (İbn Hanbel, I, 446)   buyurarak bu noktaya dikkat çekmiştir.

Allah Rasûlü (sav): “Günahtan tövbe eden kimse, hiç günahı olmayan kimse gibidir.”  (İbn Mâce, Zühd, 30)  buyurmuş ve tövbe eden müminin günahlarından arınıp tertemiz biri olduğunu ifade etmiştir. O mümin yeni bir sayfa açmıştır. Ona düşen bundan sonra günahlara karşı iradeli olup amel defterini hata ve günah ile değil iyi ve salih amellerle doldurmaktır.

Peygamberimiz (sav) : “İzzet ve celâl sahibi Allah buyurur ki: ‘Ey kullarım! Benim affettiklerim dışındakiler günahkâr (kalır). Benden bağışlanma dileyin, sizi bağışlayayım. Kim benim affetme gücümü bilir ve af dilerse onu affederim, (hatasını) önemsemem…’ (İbn Hanbel, V, 152)   buyurarak; günahlarımızın büyüklüğünü düşünerek ümitsizliğe düşmemizin doğru olmadığını, Allah’ın rahmetinin ve affının her şeyi kuşattığını, günah ve kusurlarımızdan büyük olduğunu müjdelemektedir.

Tövbe ve duanın hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu unutmayalım. Tövbe ile arınıp, dua ile Rabbimizle aramızda ki bağı kuvvetlendirelim. Zira insan, tövbe ve dua sayesinde Allah’a yönelip imanını kuvvetlendirerek yeniden hayata bağlanır; ümidini, yaşama isteğini devam ettirir.

 

Bu yazı 1482 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar