ÖMRÜN SONBAHARI: İHTİYARLIK
Reklam
Reklam
  • Reklam
Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

Çankırı İl Müftülüğü Haftanın Makalesi

ÖMRÜN SONBAHARI: İHTİYARLIK

12 Nisan 2019 - 07:36

AŞUR AKYOL - ÇERKEŞ İLÇE MÜFTÜSÜ

Hepimizin muttali olduğu üzere insan hayatı çocukluk, gençlik, olgunluk ve yaşlılık gibi dönemleri kapsayan bir süreçten ibarettir. Allah Kur’an-ı Kerim’de insanoğlunun yaratılışını anlattığı ayette bu sürece temas etmektedir. “O, sizi topraktan, sonra az bir sudan, sonra ‘alaka’dan yaratan, sonra sizi çocuk olarak çıkaran, sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaşatandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları, belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.” (Mümin, 40/67) Bu süreçler içerisinde insanın, ilgi ve alakaya ihtiyaç duyduğu en önemli dönem yaşlılık dönemidir. Yüce dinimiz, insanın gençlik dönemine nazaran fiziksel ve zihinsel faaliyetlerinde yavaşlamalarla karşı karşıya kaldığı, algılamalarında zayıflamalar başladığı, buna ilave olarak bir takım hastalıkların baş gösterdiği yaşlılık dönemini, engellenemez bir gerçeklik olarak bizlere sunmaktadır. Bir gün herkesin aynı dönemi yaşayacağını anımsatan dinimiz, yaşlılara gereken önemi vermeyi ve ihtiyaç duydukları özeni göstermeyi Allah’ın bir emri olarak telakki etmiştir. Özellikle anne ve babamız başta olmak üzere, yakın akrabalarımıza, hısımlarımıza ve bütün büyüklerimize hürmet etmek ve onlara hizmette ve saygıda kusur etmemek dinimizin kesin emridir.

İslam kültüründe yaşı büyük olanlara yaşlı demekten ziyade “seçilmiş” anlamına gelen “ihtiyar” kavramı mevcuttur. İhtiyarlarımız bizler için büyük birer nimet ve bereket vesilesidir. Allah Resulünden (a.s) rivayet edildiğine göre: “Beli bükülmüş ihtiyarlar, süt emen bebekler, otlayan hayvanlar olmasaydı belâlar sel gibi üstünüze dökülecekti.” (Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, 2/230) beyanı ihtiyarlarımıza göstermemiz gereken hassasiyetin önemine dikkatimizi çekmektedir. Konuyla ilgili diğer hadislerde Allah Resulü Efendimiz ihtiyarlara gösterilmesi gereken önemi şu şekilde gözler önüne sermektedir.

“Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini hazırlar.” (Tirmizî, “Birr”, 75; Ebu Davud, “Edeb”, 58)

“Küçüklerine şefkat göstermeyen, büyüklerine değer ve saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, “Birr”, 15) “Saçı sakalı ağarmış yaşlı Müslüman'a saygı gösterip ikram etmek, Allah'a saygıdandır.” (EbûDâvûd, "Edeb", 23)

“Kim saç ve sakalını Allah yolunda (çalışırken) ağartırsa, bu (beyazlık) kıyamet günü kendisi için nur olur.” (Tirmizî, “Fedâilü'l-cihâd, 9)

Sonuç olarak; insan hayatının son evresi olan yaşlılık, fıtrî bir olgudur, kaçınılmaz bir gerçektir. Firdevsî’nin dediği gibi “gençlik ilkbahar gibidir, yaşlılık ise kışa benzer, öyle bir kış ki arkasından bahar gelmez.” İnsanoğlu ister istemez yaşlanır. Yaşlanmamaya çare yoktur. Efendimizin (s.a) şu sözü bu gerçeğin veciz açıklamasıdır: “Ey Allah’ın kulları! Biri hariç Allah hiçbir dert vermemiştir ki, onun devasını ve şifasını da vermiş olmasın. Sahabenin, ‘Nedir çaresi olmayan şey” diye sorması üzerine Hz. Peygamber, “yaşlılıktır” cevabını vermiştir.” (Tirmizî, “Tıb”, 2) Bir diğer hadisinde ise Âdemoğlu, kendisini kuşatan ölümcül tehlikelerle birlikte var edilmiştir; bu tehlikeleri atlatsa bile, ihtiyarlığa yakalanır ve neticede ölür.” (Tirmizî, Kader, 14) buyurmuştur. Dün bizler büyüklerimize muhtaçtık, bugün belki onlar da bize muhtaçlar. Yarın biz ise çocuklarımıza muhtaç olacağız. Unutmayalım ki, büyüklerimizi kaybettiğimiz zaman bir daha bulamayacağımız nimetlerimizden mahrum kalırız. Kaybetmeden kıymetlerini bilelim.

Bu yazı 327 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar