Bugun...





facebook-paylas







YARANDA CEZAYİR MARŞI
Tarih: 04-05-2016 18:04:00 Güncelleme: 04-05-2016 18:04:00


Yaran meclislerimiz Çuhadaroğlu Peşrevi ile başlar. Cezayir Marşı ile sona erer. Bilhassa başağa gecelerinde söylenen marş, bütün yaranı duygulandırır.

Bugün Cezayir hakkında kısa bilgi verip, şanlı tarihimiz açısında neler ifade ettiğini anlatmaya çalışacağım.

Cezayir, Kuzey Afrika’da Fas ile Tunus arasında yer alır. Yüzölçümü 2.400.000 kilometrekare olup Türkiye’nin üç misli büyüklüğündedir.

Nüfusu Fransız kıyımları nedeniyle 1954’te 8 milyon iken bugün yaklaşık 40 milyonu bulmuştur. Akdeniz kıyıları bol ,yağışlı ve bereketlidir. Güney kısmı göllerle kaplıdır. Başkenti olan Cezayir, 2 milyon nüfusu aşmıştır.

Tarihi Milattan önce 2000’li yıllarda Finikeliler tarafından zabtedildi. Daha sonra Kartacalılar Devleti kuruldu. Roma İmparatorluğuyla savaştı. Sonunda yenildi. Romalıların işgaline uğradı. Halk esir edildi. Daha sonra Bizans yönetimine girdi.

İslam orduları 682 yılında fethetti. Halk İslâmla şereflendi. Yerli halk olan Berberiler Araplarla kaynaştılar. Halkın hala dörtte biri Berberice konuşuyor. Devletin resmi dili Arapçadır. Halkın tamamı ehli sünnet temiz Müslümandır.

Ne yazık ki uzun yıllar küçük kabile devletçikleri asırlarca ülkeyi yönetti. Birbirleriyle savaştılar. Küçük bir azınlık olan zengin Yahudiler bu iç savaşlardan yararlandılar.

Bu sıralarda karışıklıklardan yararlanan Fransız ve İspanyollar Cezayir’e el attılar.

1514 yılında Oruç Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa donanmalarıyla Cezayir’e çıktılar. Cezayirliler tarafından sevinçle karşılandılar. Fransız ve İspanyol orduları yenilerek terk etmek zorunda kaldı.

Barbaros Hayrettin Paşa muhteşem donanmasıyla İstanbul’a gelip Cezayir’i Osmanlı’ya hediye etti. Ülke Beylerbeyliği hâline getirildi. Turgut Reis Tunus ve Fas’ı da Osmanlı Devleti’ne bağladı.

Her üç yılda bir beylerbeyleri saray tarafından tayin oldu. Kuvvetli donanmalar ve yeniçeri orduları barış içerisinde halka hizmet ettiler.

Ülkeye cami, mescit, medrese, kışla ve hastaneler yaptılar. Halen bu güzel binalar Cezayir’i süslemektedir. Bu arada yöreye gönderilen ehli sünnet tarikatlar halkı irşat ediyordu.

Ne yazık ki , kabilecilikten kurtulamayan halk, yerli ağalar ve dayılar denilen kişilere tabi oluyorlardı. Bu durumdan yararlanan Fransızlar, Cezayir’i 1830 yılından itibaren işgal etmeye başladırlar. Anadolu’dan pek çok kahraman, Fransızlarla savaşmak için Cezayir’e gittiler.

Bunlardan birisi de Çankırılı İbrahim adlı genç bir delikanlıydı. Ben onun hikâyesini rahmetli Attila Timurel ağabeyden derlemiştim. O da keman ustası olan ve Yaran Meclislerinde sazendelik yapan babası Şerefin Ahmet merhumdan dinlemiştir. Gelecek yazımda inşallah yazdığım Cezayir Destanı’nı sunmak istiyorum.

Bu güzel ülke Fransa tarafından acımasızca 1963 yılına kadar sömürüldü. Bütün zenginlik kaynakları Fransa’ya taşındı. Hâlbuki Osmanlı Devleti tam aksini yaparak Anadolu’daki imkânları buraya sarf etmiştir.

Üzüm, tahıl, demir, fosfat ne buldularsa götürdüler. Şimdi de petrol ve doğalgaz kaynaklarına göz dikmişlerdir.

Müslüman halka yaptıkları soykırımı gösteren bir belgeseli TRT bir zamanlar yayınlamaya başlamıştı. Fransız büyükelçisi rahatsız oldu ve yayından kaldırıldı.

Cezayirliler kahramanca direnerek kentlere yerleşen Fransızları 1970’li yıllarda kovdular. Ama baştaki yöneticilerin bir kısmı Fransız dil ve kültürün etkisinden kurtulamamıştır.

Bu gün irili ufaklı 20 Müslüman Arap Devleti vardır. Birbirleriyle anlaşamamakta ve Batılı emperyalistlere sömürge olmaktadırlar. Ne yapıp edip tek devlet olmaları şarttır.

Türkiye’mizin güçlenmesi sayesinde pek çok projenin gerçekleşeceğine inanıyorum.

Yüz binlerce şehidimizin mezarının Cezayir’de beklediğini unutmayalım.

“Cezayir’dir koç yiğidin vatanı. Aramazlar gurbet ilde yiteni.”



Bu yazı 6330 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI