“BERAT”INI ALANLARDAN OLMAK
  • Reklam
Hüseyin YAZICI  İl Vaizi

Hüseyin YAZICI İl Vaizi

“BERAT”INI ALANLARDAN OLMAK

30 Nisan 2018 - 04:39

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır” (Ali İmran, 3/190)  Ayet-i kerime gece ve gündüzün ardı ardına takip ettiğini, zamanın hızla akıp gittiğini hatırlatıyor ve düşünmeye sevk ediyor. Bu arada zaman değirmeni insanı öğütüyor. Saatler, günler, aylar ve yıllar akıp gidiyor. Geriye dönüp bakıldığında kısa gibi gelen ama uzun yılların geçip gittiği görülüyor. İşte yine bir Recep ayına geride bıraktık ve Şaban ayını yarıladık. Rabbimizin bize takdiri olan ömür sermayesinden geçti gitti yılar, aylar, günler… Kur’an’ın indiği Ramazan-ı şerife ise bir gün daha yaklaştık. Gölgesi iyice üzerimize düşmeye başladı.

Berat, “iki şey arasında ilişki olmaması; kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması” anlamına gelir. Şaban’ın on beşinci gecesinde Allah’ın müminleri affedeceği ve bağışlayacağı, böylece günah yükünden kurtulacağı umularak bu geceye Berat gecesi denmiştir. Berat gecesi için Arapça eserlerde “şabanın ortasındaki gece”, “mübarek gece”, “rahmet gecesi” ve “sak (belge) gecesi” manalarına gelen ifadeler kullanılmaktadır. Ayrıca İslam tarihinde, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe’ye çevrildiği gündür Berat gecesi. (Halit Ünal, Berat Gecesi, DİA, İstanbul 1992, V, 475)

Hadisi şeriflerde bu gece ile ilgili olarak “Allah Teâlâ -rahmetiyle- Şabanın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizî, Savm, 39; İbn Mâce, İkāme, 191) “Şabanın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der”  (İbn Mâce, İkame, 191) buyrulmuştur. Anlaşılıyor ki bu gece, günahlardan berat etme, kurtulma gecesidir. Bu gece, af,  rahmeti Rahman’a gark olma gecesi. Bu gece, Hak aşıklarının vuslat gecesi. Bu gece, Rabbimizin daha çok affettiği, kullarını bağışladığı gecedir.  O halde bizi Rabbimizden uzaklaştıran günahlardan arınalım. İstiğfarlarımız dilden değil, kalpten olsun. Pişmanlık ateşi gönlümüzü yaksın.  Varsa üzerimizde hak sahibi, o hakkını almadan biz ona verelim. Bu geceki tevbemiz nasuh olsun, sütün memeye dönmediği gibi, bizde bir daha o günaha dönmeyelim. Günahlarımızı örtecek iyiliklerimiz olsun. Rauf ve afüv isimleri bu gece bize tecelli etsin.

Gecenin bir kısmı, ibadet ve kıyam zamanıdır. Ancak Berat gecesine has bir namaz ise yoktur. Gecenin değerlendirilmesi, ihya edilmesi esastır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) geceleri teheccüd namazı kılardı. İmsaktan önce 2 rekatta selam vererek, sekiz rekat namaz kılardı. Namazdaki gözyaşı sakalını, göğsünü, seccadesini ıslatırdı. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) her gece düzenli Kur’an okurdu. “Allah’a en sevgili amel, Kur’an’ı başından sonuna kadar okuduktan sonra, tekrar başından başlayarak okumasına devam eden kimsenin amelidir.” (Tirmizî, Kırâat 4) buyurarak bizi devamlı Kur’an okumaya teşvik etmişti. İnsanın varlığını, diğer varlıklar arasındaki yerini, gayesini düşünmesi gerekir. Bu gecede tefekkür edilmesi, kişinin kendisini hesaba çekmesi; nerden gelip nereye gittiğini, sorumluluklarını, yaptıklarını, yapmadıklarını sorgulaması güzel olacaktır. Kişinin kendi iç dünyasındaki bu hesaplaşma, onu yeni kararlar almasını gerektirecektir. Bu gece bir muhasebe ve karar gecesidir.

Bu geceye ulaşmadan önce Mevlid, Regaib ve Mirac Kandilini geride bıraktık. Şimdi Ramazan’ı ve Kadir gecesini özlemle, hasretle bekliyoruz. Bütün bu geceler, Recep ve Şaban ayları bizi ayların sultanına, gecelerin pirine hazırladı, onun gelişinin müjdecisi oldu. Bu gece Ramazan’ın son habercisidir.

Berat, bir gecede kazanılacak bir husus da değildir. İstikamet üzere olanlar, kulluğa devam edenler beratını elbet alacaktır. Rabbimiz “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr, 15/99) buyurmuştu. Merhametli olduğumuz müddetçe Rabbimizde bize merhamet edecektir. Affettiğimiz müddetçe bizde affolunacağız. Nasıl yaşarsak öyle ölür, nasıl ölürsek öyle diriliriz.

Rabbim gecenizi bereketli ve feyizli eylesin. Günahlarından berat eden kulların arasına dahil ve “Berat”ını alanlardan eylesin.

Bu yazı 10782 defa okunmuştur .

Son Yazılar