TOPLUMDAKİ AYRIŞMAYA DİKKAT!
  • Reklam
HÜSNÜ EKİZCELİ

HÜSNÜ EKİZCELİ

İÇİMİZDEN

TOPLUMDAKİ AYRIŞMAYA DİKKAT!

30 Aralık 2020 - 17:19

Sevgili dostlar, Covid-19 Korona virüsünden ölümler nedeniyle 2020 yılı dünyada felaketler yılı olarak geçti ve tarihe kara bir leke olarak not düşüldü. Dünya hayatı neredeyse durdu. 2021 yılı inşallah insanlık ve ülkemiz için bir yeniden toparlanma ve sağlıklı yaşamın başlangıcı olur. Dileğimiz bu yönde…

 

Bu yılın son sayısında toplu bir değerlendirme yapmak istiyorum. Şurası bir gerçek ki, Türkiye, 16 Nisan 2017 Pazar günü yapılan Başkanlık Sistemini oylarıyla kabul ettikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmamaya başladı. Demokratik Parlamenter Sistem yerini 9 Temmuz 2018 tarihinden itibaren tek adam idaresindeki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine bıraktı. Bu sisteme geçişle beraber TBMM’nin yetkileri kısıtlanmış, Cumhurbaşkanının yetkileri artırılarak yürütme organının başı olmuştur.


Rejimin değişikliğe uğradığıtarihten günler öncesinde;gerek sosyal medya üzerinden, gerekse siyaset, iş, üniversite cenahlarından da yarışa katılanların söylem ve eylemleri de bu ayrışmaya zemin hazırladı. Gidişatımız iyi değil; sonumuzun hiç de iyi günlere açılacağı gözükmüyor. Başta, bu süreci en uygun bir ortamda geçirmekle halkın seçtiği ve bizleri yönetenler olmak üzere, en sorumlu kişilerin ağzından çıkanları kulakları duymuyor. Her geçen gün, ayrışmaya yüz tutan toplum kesimleri arasında açtıkları bu çiziklerin derin vadilere, uçurumlara dönüşmeye başladığını neden görmüyorlar?


Lütfen aklımızı başımıza alalım.


Cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardırBirlikten kuvvet, ayrılıktan felaket doğar.Ülkemizin uçuruma yuvarlanmasından, nemalanacak ve ağızlarını şapırdatacak birileri varsa o da dış güçler ve düşmanlarımız olacaktır. Bu güzel ülke, TürkiyeCumhuriyeti Devleti birilerinin himayesinde veya Egemen Devletlerin himmeti ile onların hediyesiyle kurulmuş bir ülke değildir. Bilakis, her milimetre karesi şehit kanları ile yoğrulmuş, binlerce, milyonlarca isimsiz atalarımızın kanları ve canları pahasına savaşılarak kurulmuştur.


15 Temmuz 2016 darbe girişimi hafızalarda canlılığını koruyorken farklı ideolojisi, dünya görüşü olan herkesin ortaya koyduğu “Yenikapı Ruhu” o kadar çabuk unutuldu ki insanın muhayyilesi almıyor. Millet olarak bütün olumsuzluklara, üzerimize oynanan onca sinsi planlara rağmen dimdik ayakta duruyorsak, bunda en büyük pay milletimizin sağduyusu ve birlikte yaşama ve oyunun kimler tarafından tezgâhlandığının bilincinde olmasındandır. Osmanlı Devlet Adamı, Tanzimat Döneminin önde gelen 3 siyasi liderinden birisi, keskin zekâsı ve nükteleriyle meşhur Keçecizâde Mehmet Fuat Paşa’nın edebiyatımıza girmiş olan:En kuvvetli devlet, bizim devlettir. Zira siz dışarıdan, biz içeriden yıkmağa çalışıyoruz, yine yıkılmıyor!İfadesi, Mehmet Fuat Paşanın o günün dünyasında Osmanlı mirasına konmak için adeta leş kargaları gibi bekleşen Batılı devletlerin kendi aralarında kurdukları Haçlı İttifakına dikkat çektiği kadar, kendi devletine ve milletine ihanet eden kimi aydınlara ve devlet adamlarına da ciddi bir ikaz niteliğindedir. Bugünün dünden farklı olduğunu kimse inkâr edemez.


Mademki Milletin iradesine başvurularakBu sisteme geçildi. Bu süreçte başta siyasiler olmak üzere insanlar arasına kin, nefret, ayrılık tohumları ekmek,topluma dayatılmaya çalışılan “sizden-bizden!” ayrıştırmaları, ötekileştirmeler neden? Ülkemizde milyonlarca yabancı mülteci durumdadır. Kendi düşüncesinde olmayanları, farklı düşünenleri teröristlikle, düşmanlıkla yaftalamak, aynı kefeye koymak neyin nesi…Siyasilerin kimliklerinden sıyrılıp “Devlet Adamı” kisvesine bürünmelerini millet olarak çok arzuluyoruz. Televizyondaki görüntüleri ve sözleri bizi ürkütüyor, endişeye sürüklüyor...


Siyaset kurumu bugün “Cumhur İttifakı” ve “Millet İttifakı” olmak üzere derin çizgilerle ayrıştı. Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, muhalefet Partisi ve diğer partilerin Genel Başkanlarına, Milletvekillerine ve en önemlisi de halkımıza büyük görevler düşüyor. Kimsenin oyununa gelmemeliyiz. Daha ılımlı ve duygudaşlık ile yaklaşmalıyız. Fikirlerimizi birbirimize dikte etmeye, kabule zorlamamalıyız. Ayrılık tohumları, dilim söylemeye varmıyor ama korkarım ki tutacak gibi. Titreyip kendimize dönmenin zamanı! Kilometrelerce ötedeki örneklere bakmaya gerek yok. Birkaç metre öteye, hatta içimizdeki, yeni komşularımıza; Suriyelilere, Iraklılara bakıp ders alalım yeter… Çünkü bu gün, o gün...

Bu yazı 11933 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar