ÇANKIRI'DA SOHBET ALEMLERİ (4)
  • Reklam
Kenan Nergiz

Kenan Nergiz

Çankırı Tarihi ve Halkiyatı

ÇANKIRI'DA SOHBET ALEMLERİ (4)

04 Nisan 2021 - 13:22

Bir önceki yazımda bahsettiğim şarkılar bir saat kadar devam ederdi. Bu şakılar tiz perdeden gittiği için halk bunlara türkü derlerdi. Ocak sahibinin davetine misafirler gelmeye başlardı. Gelen misafirler sohbet adabını bildiklerinden herhangi bir tatsızlık olmazdı. Misafirleri  ocak sahipleri davet ettiği gibi başağalarda arzu ederlerse ikişer üçer kişi davet edebilirlerdi. Başağalar isterse hane sahiplerine haber verebilirlerdi. Ocak sahibinin haberi olsun veya olmasın bu misafirler iki kısımdan oluşurdu.

Birinci kısım misafirler sırf kahve içmek için çağrılır bir kısmıda yemeğe alıkonurdu. Yemekler sabaha iki yada üç saat kala yenirdi.

KAHVE MİSAFİRLERİ : bunların sayıları ocak sahipleri tarafından belirlenir, istediği kadar misafir çağırabilirlerdi. Misafir ocak yerine geldiğinde dışarıda ayakta bulunan yarenler tarafından çavuşa veya ocak sahiplerine bildirilirdi. Bunlardan birisi içeri girer ve büyük başağaya yani yarenbaşına herkesin duyabileceği bir sesle “Başağa misafir geliyor” der ve hemen misafirlerin oturacağı yer hazırlanırdı. Yer bulunmaz ise yarenlerden birkaçı dışarı çıkıp misafirlere yer verirlerdi. Missafir içeri girdiğinde elini göğsüne koyarak “Selamün Aleyküm” diyerek selam verirdi. Bu sırada herkes ayağa kalkarak yarenbaşı “Aleyküm Selam” diye selamı iade ederdi. Usulü bilmeyen misafirler doğrudan “Selamün Aleyküm” der, boş bir yere oturur oturmaz evvela büyükbaşağa dan  başlayarak onun sağında ve solunda oturanlara “merhaba” derlerdi. Hemen misafirin sigara ve kahvesi ikram edilirdi. Misafirler için çubukları, sigara takımları ocak sahipleri tarafından tedarik edilirdi. Yarenden birisi misafirle konuşmaya başlardı. Bunun nedeni de sohbetin noksanlarını görüp açıklamaması içindi. Misafir tanımadığı birinin yanına oturursa o kişi hemen dışarı çıkar yerine o misafiri tanıyan otururdu. Misafir memleketin ileri geleni veya daha önceden başağalık etmiş kişilerden ise çalgıcılar vaziyete göre çalınacak parçaları değiştirirdi. Başağa çalgıcılara fasıl yapılabileceğini işaret ederdi. Çalgıcılar sabahiden veya hüseyniden bir fasıl çalmaya başlarlardı. Bu işin ustası olan bir yarenin okuduğu gazelden sonra divan, koşma, topal koşma, zincirli koşma, müştezat, semai ve kerem okunurdu. Misafirler odanın göz kamaştırıcı süsü, aydınlığı, diğer taraftan sazın ve hanendelerin ruh okşayıcı nameleri karşısında şaşkına dönerdi. Sohbetten ayrıldığında hayal gördüğünü sanırdı.

Faslın sonuna doğru küçük başağa tarafından verilen işaret üzerine misafirlere bir kahve daha ikram edilirdi. Bu kahvenin adı  kalk git kahvesi  idi. Kahve bitmeden misafir gitmek için kalktığında bütün yarende ayağa kalkardı. Çalgıcılar cezayir marşı çalmaya başlardı. Misafir ortalığa hitaben “Allaha ısmarladık” der ve dışarı çıkardı. Küçük başağada misafiri kapıya kadar uğurlardı.

Kalk git kahvesi verildiği halde kalkmaz ise bu sefer küllü kahve verilirdi. Çünkü sohbet alemleri adabından anlamayan birine böyle davranmak gerekirdi. Bununlada misafir kalkmaz ise ayakkabısını önüne getirip kolundan tutarak kapı dışarı edilirdi.

Misafirleri uğurlayan küçük başağa yine merasimle içeri girerdi. Çavuş “küçük başağa geliyor” diye haber verdiğinde herkes ayağa kalkardı. Başağaların her ikiside dışarı çıkıp içeri girdiğinde merasim yapılır herkes ayağa kalkardı.

Gece yarısına doğru kapılar kilitlenir, kapı dışına asılan fener içeri alınırdı. Bundan sonra misafir kabul edilmez ve orta oyunlarına başlanırdı.    

Yazımız devam ediyor.

Kalın Sağlıcakla.

Bu yazı 1965 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar