Ormanlarımızı kimler yakıyor?..
  • Reklam
M. Niyazi Yılmaz

M. Niyazi Yılmaz

Ormanlarımızı kimler yakıyor?..

28 Ağustos 2019 - 10:01 - Güncelleme: 28 Ağustos 2019 - 15:27

Ege bölgesi başta olmak üzere yaklaşık kırkbeş gündür Türkiye’nin dört bir yanında çıkartılan orman yangınlarının arkasından terör örgütü PKK’nın türedi örgütü olan "Ateşin Çocukları İnisiyatifi" çıktı.

Hainler sabotajla yaktıkları ormanları tek tek sıralayarak hepsinin kendileri tarafından yakıldığını açıkladı.

PKK, Türkiye’de TAK ve sözde Ölümsüzler Taburu üzerinden de bir terör taktiği uygulayarak masum insanları bombalı araçlar, canlı bombalar, tuzaklı patlayıcılar üzerinden katletmiş, sonra da suçu bu türedi örgütlerinin üzerine atmıştı.

Terör örgütüne yakın internet sitelerinde yayınlanan bildiride orman yangınlarına gerekçe olarak kayyum atamaları ve Zeytin Dalı Harekâtı gerekçe gösterildi.

Bu gerekçeler bahane..

İradelerini Kandil’e teslim ettikleri için görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanlarının yerine kayyım atanmasını demokrasiyle bağdaştıramadıklarını söyleyen tuzu kuruların demokrasi aşkı şahane..

Seçilen bölgelerde özellikle rüzgarın şiddeti de dikkate alınarak çıkartılan hızla yayılan ve söndürülmesi uzun zaman alan üstlendikleri orman yangınları şunlar; 

- 24 Ağustos-Kütahya Gediz 8 hektarlık alan.

- 24 Ağustos-Mersin Tarsus orman yangını.

- 24 Ağustos-Edirne Keşan ormanlık alan.

- 24 Ağustos-Uşak Banaz ormanlık alan.

- 22 Ağustos-Balıkesir Edremit’teki orman yangını. 

- 22 Ağustos-Marmaris ilçesinde ormanlık alan. 

- 19 Ağustos-Muğla’nın Marmaris ilçesi Beldibi bölgesinde ormanlık alan. 

- 18 Ağustos-İzmir’in Karabağlar İlçesi’nde başlayarak 500 hektarlık alanı.

- 18 Ağustos-İzmir Bornova ormanlık alan.

- 18 Ağustos-İzmir Urla Yağcılar ve Demircili mahalleleri arasındaki bölge.

- 18 Ağustos-İzmir Menderes-Gümüldür mahallesinde ormanlık alan.

- 17 Ağustos-İzmir Selçuk ormanlık alan.

- 12 Ağustos-Balıkesir Marmara İlçesi’nde ormanlık alan ve polis lojmanları. 

- 11 Ağustos-İstanbul Pendik’te bulunan Göçbeyli Köyü ormanlık alan. 

- 11 Ağustos -Mersin’in Bozyazı İlçesi’nde ormanlık alan. 

- 11 Ağustos- Afyonkarahisar’ın Başmakçı İlçesi’nde Deliktaş mevkiinde ormanlık alan. 

- 11 Ağustos-Antalya’nın Kumluca, Papaz koyunda 10 hektarlık alan.

- 11 Ağustos-Bursa’nın İznik İlçesi Hisardere Mahallesi Doruk mevkiinde geniş bir ormanlık alan. 

- 10 Ağustos-Çanakkale Eceabat 100 hektarlık alan. 

- 7 Ağustos-Muğla’nın Bodrum ilçesi ve Mumcular mevkiinde ormanlık alan 

- 4 Ağustos-İzmir’in Foça ilçesinde 4 hektarlık ormanlık alan. 

- 24 Temmuz -Manisa Soma ormanlık alan.

- 23 Temmuz-Antalya Manavgat kaymakamlık konutunun da olduğu alan 

- 22 Temmuz-Antalya’nın Gazipaşa İlçesi’nde ormanlık alan. 

- 22 Temmuz-İstanbul’un Şile İlçesi’nde ormanlık alan. 

- 21 Temmuz-Aydın’ın Nazilli İlçesi’nde 6 hektarlık ormanlık alan. 

- 11 Temmuz-Muğla’nın Fethiye İlçesi’nde ormanlık alan.

Aynı alanda, birden fazla yerde ve aynı anda başlayan yangınların tesadüf olamayacağını biliyorduk.

Çünkü tarihte, bu kadar kısa bir sürede bu kadar çok yerde çıkan orman yangını kaydı yok.

Olağan şüpheli PKK olduğu halde nedense fazla dillendirilmemişti.

Hainler ormanlarımızı cayır cayır yakarken onlara laf söylemekten korkan sözde çevre dostları “bu yangınlar neden söndürülemiyor” diyerek Orman Bakanlığını suçluyor, hatta resmi üniformalı kişilerin ormanları yaktığını söyleyecek kadar ihanete destek veriyorlardı.

Bu ahlaksız tavrın ormanları yakmaktan farkı yoktu.

Ve ormanları yakan katiller de muhtemelen bu ahlaksız/ikiyüzlü tavırdan cesaret alıyorlardı.

Bu katliam hem ülke ekonomisine zarar vermek ve hem de toplumda karamsarlık ve korkuya neden olmak gibi amaçlar taşısa da terör örgütünün arazide özellikle son operasyonlarla yediği darbelere karşılık olarak en kolay ve alçakça yönteme başvurduğunu göstermektedir.

Yunanlılar da işgal ettikleri Anadolu’dan kovalanırken geçtikleri yerleri yakarak denize dökülmüşlerdi.

Kandan ve candan beslenen terör örgütü de kendisine yakışanı yapıyor.

Ama bu ülkede ota çöpe maydanoz olan, her konuda - bilsin bilmesin - görüş açıklayan, ahkam kesen, sanatçı, siyasetçi, gazeteci, bilim adamı ve kadrolu açık oturum bülbüllerinden ses çıkmıyor.

Nerede aksakallı(!) bilge(!) adamlar?..

Nerede demokrasi havarileri?..

Yeniden sahne almak isteyen eski siyasetçiler..

Ormanlarımızı cayır cayır yakan hainlere söyleyecek sözünüz yok mu?..

Binlerce hektarlık ormanın intikam amacıyla alçakça yakılması bir açıklama yapmayı gerektirmiyor mu?..

Yoksa bu konudaki açıklamalarınızı da yabancı basın yayın organlarına mı yapacaksınız?..

Malum millet her sabah uyanır uyanmaz WSJ, NT,WP okuyarak (!) güne başlıyor.

Ünlülerin çoğunun fosseptiği denize dökülen villaları için ağaç kesilmesi sorun olmayan, (fosseptikler ünlülere ait olunca deniz kirlenmiyor demek ki), konut yapılmak üzere imara açılarak için yüzbinlerce zeytin ağacının kesilmesi dert edinilmeyen ve parsel parsel satılan Kazdağları’na, kırk kilometre mesafedeki altın arama faaliyetleri için ortalığı birbirine katan çevreciler…

Dut mu yediniz?..

Hani, çevreci (!) sanatçılarımız neredeler?..

Yukarıda belirtilen yangın çıkartılan illerin çevreci örgütleri neden sesiniz soluğunuz çıkmıyor?..

Hadi birileri, kazan kazan projesi yürüttükleri siyasi ortaklarını üzmemek(!) adına seslerini çıkartmıyorlar/çıkartamıyorlar, peki “iyi saadette olsunlar”ın sesleri niçin çıkmıyor?..

Ormanlarımızı yakan ve utanmadan bunu söyleyen bir terör örgütüne söyleyecek lafı olmadığı gibi o terör örgütünün siyasal uzantısıyla “kanka” olanları anladık ta…

Bir zamanlar bu devlette makam sahibi olup ta bugün uzaktan ahkam kesenlerin kimi eskilerin suskunlukları gerçekten hazin..

 

Hacire Ana maskeleri indirdi…

 

Yazılı ve görsel medyada izledik.

Diyarbakır’da HDP binası önünde dağa kaçırılan oğlu için ailedeki diğer kadınların da desteği ile oturma eylemi yapan Hacire AKAR 4 günlük kararlı direnişiyle oğluna kavuştu.

Hacire ananın bir oğlu daha önceden dağa kaçırılmış orada öldükten sonra da gel cenazesini al demişlerdi.

Oturma eylemi kamuoyuna yansıyınca HDP’liler, Hacire Akar’ı binanın önünden atamadı. Bunun üzerine PKK, kaçırdığı Mehmet Akar’ı zorla konuşturup, kendi isteği ile kaçtığını dair bir video yayınlamıştı.

Anne Hacire Akar, oğlu Mehmet’in terör örgütüne yakın bir ajansa verdiği iddia edilen röportajda “zorla evlendirilmek istendiği için kaçtığına” yönelik ifadelerin gerçeği yansıtmadığını bildirmiş, “Bu HDP’nin planıdır. Kabul etmiyorum” demişti. 

Evladına sahip çıkan onurlu bir ananın ailenin diğer onurlu kadınlarıyla yaptıkları yürekli direnişle bölücüler suçüstü yakalanmış oldular.

Daha önce ellerindeki belediyeleri dağa eleman nakil üssü gibi kullanan PKK’nın Kayyum atanan üç belediyede bu nakliyata yeniden başladığı hatta “bir çocuk dağa bir çocuk kadroya” kampanyası başlattıkları iddia ediliyor.

Hacire ana direnmeseydi bugün oğlu dağda idi.

Muhtemelen birkaç gün sonra da oğlun öldü gel cesedini al diyeceklerdi.

MOBESE görüntülerini ve HTS baz istasyonu analiz raporlarını tek tek inceleyen polis, dağa kaçırılamadan ulaştığı Mehmet Akar’ı annesi Hacire Akar ile buluşturdu. Olayla ilgili HDP Gençlik Kolları üyesi B.K. ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Encümeni R.K gözaltına alındı.

Hacire ananın direnişi o kadar etkiliydi ki, planları suya düşen İl Başkan Yardımcısının da aralarında bulunduğu bir grup partili kadınlara saldırmak istedi ancak polis fırsat vermedi.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce ifadesine başvurulan Mehmet Akar’ın nişanlısı 20 yaşındaki K.T. de terör örgütüne yakın ajansın iddialarının doğru olmadığını zorla değil aksine sevgi üzerine bir evlilik hayali ile nişanlandıklarını söyledi.

Bugün siyasi ikbal uğruna, şahsi kin ve intikam uğruna terör örgütünün siyasi uzantılarıyla gizli/açık işbirliği yaparak onlara destek ve şirinlik mesajları gönderenlerin nasıl bir çelişki/yanılgı içinde oldukları, bilerek veya bilmeyerek ihanete nasıl ortak oldukları Hacire Ananın şu sözlerinden çok net bir şekilde anlaşılıyor.

 “HDP katliam yeridir, zalimlerin mekanıdır, baskının merkezidir. 3 insanı bir evden alıp parçalayıp atmak nedir? Aynı oğlum gibi, aldılar, kaybettiler, sonra haber saldılar hadi gel cenazeni al dediler. Bunların hepsi menfaat peşinde koşanlar, gelip buraya doluşmuşlar gencin biri işi düşse korkudan buraya giremiyor. Onları içeri alacaklar, haplarla beyinlerini uyuşturacaklar, onları büyüleyip dağa gönderecekler. İnsan hakları nerede? İnsan hakları olsaydı düğününe 3 gün kalan parmağında yüzük olan oğluma böyle yapılmazdı. Neden insan hakları savunucuları burada değil? Neden hesap sormuyorlar? Çocukları kaçırılan aileler anne ve babalar korkmasın, cesaretli bir şekilde HDP önüne gidip çocuklarını istesin!"

Bakın tam da bu sözleri destekleyecek bir şekilde 27.08.2019 tarihli Hürriyet Gazetesinde Abdulkadir SELVİ neler yazmış;

“Önce size HDP’li bir belediyeden bir görüntü aktarmak istiyorum. Seçimlerin üzerinden 3 ay geçmiş. Belediye başkanının sekreterinin kullandığı oda boşaltılmış. Belediye başkanı sekreterin odasına geçmiş, başkanın makamına ise 2’si kadın 5 KCK’lı yerleşmiş.

Bu tabloyu paylaştım ki bundan sonra aktaracağım bilginin kıymeti daha iyi anlaşılsın.

Kayyım atanan yerlerde belediye başkanlarının elektronik imzasının KCK tarafından kullanıldığı yönünde bir iddia var. Seçilmiş başkanların resmi kurumlarla yazışmaları ve günlük rutinleri imzaladıkları, ancak akçeli işlere ve bürokrat atamalara KCK’nın karar verdiği yönünde. Trilyonluk hakedişler ve belediyeye alınacak personel ve atanacak bürokratların evrakları altındaki elektronik imzaların KCK tarafından atıldığı söyleniyor. Belediye başkanı çalışacağı daire başkanının atamasına karar veriyor, atamanın altına Kandil imza atıyor. Böyle bir demokrasi olmaz...

Seçimle gelenler seçimle gitmeli ama Diyarbakır, Van ya da Mardin halkı Kandil’i mi seçti ki başkanlar yerine e-imzayı KCK atıyor? Kayyım içimize sinebilecek bir karar olmayabilir ama KCK’nın belediye başkanı yerine e-imza atmasını hangi demokrasiyle izah edeceğiz?

Kayyım sıcak bakılacak bir uygulama olmayabilir ama Kandil’in elektronik imza ile belediyeleri yönetmesinin de kabul edilebilecek bir tarafı var mı?”

Bu ülkede Başbakan ve Cumhurbaşkanı koltuklarına oturan “eski siyasetçilerin” bile bu acı gerçekten habersiz bir şekilde demokrasi masalı okumaları üzücü..

Helal olsun sana Hacire Ana…

Sen sadece; korkutarak, tehdit ederek ve öldürerek varlıklarını sürdürebileceklerini zanneden zorbaların balonlarını patlatmakla kalmadın, herkese mavi boncuk dağıtarak ikbal hesapları yapan sahte demokrasi havarilerinin de maskelerini indirdin.

Bu yazı 2806 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar