ÇANKIRI'DA SOHBET ALEMLERİ (11)
  • Reklam
Kenan Nergiz

Kenan Nergiz

Çankırı Tarihi ve Halkiyatı

ÇANKIRI'DA SOHBET ALEMLERİ (11)

06 Haziran 2021 - 14:14

Çankırı”da koşmaların bestesine göre okunuşuna Gevher denir. Aşık Gevher”inin şiirleri genellikle beş bentli olduğu için bestelere göre uyumlanan şiirlerin sadece Gevheri”ye ait olduğu kanaati bende oluşmuştur.

Yemek hazır olduğunda küçük başağa yüksek sesle büyük başağaya (başağa yemek hazırdır) der ve hemen sazlar ahengi keserek çavuş ve ocak sahibinden birisi olmak üzere iki kişi omuzlarında birer havlu sağ ellerinde bir kalıp sabun bulunan leğen sol ellerinde birer ibrik ile içeri girerlerdi. Biri büyük başağaya diğeri küçük başağaya gider ve bir diz üzerine otururlar başağalar sıra ile ellerini yıkarlardı.

Sonra iki kişi ellerinde birer sofra bezi ile içeri girerek sofra bezlerini yere sermeden önce kapıda dikilen kişi (gelmiş geçmiş tüm yarenlerin ruhu için Fatiha) der ve sofra bezleri yere serilirdi. İki adet divan sinileri kurulurdu. Önce çorba gelirdi. Sohbetin yemekleri genellikle pirinç çorbası, etli pilav, hoşaf ve keten helvası gibi yemekler olurdu. Çorba sofraya konulduğunda küçük başağa büyük başağaya (buyurun) der, büyük başağa köşesinden kalkar meydan sofrasına otururdu. Diğer sofyaya ise küçük başağa geçer tüm yaren oturmayınca kaşık uzanmazdı. Herkes elinde kaşık ile bekler küçük başağa büyük başağaya (buyurun başağa) dedikten sonra besmele çekilerek kaşıklar çorbaya uzanırdı. Çorba yendikten sonra önce büyük başağanın sofrasına sonra küçük başağanın sofrasına pilavlar konurdu. Büyük başağanın sofrasında bulunan Çavuş ayağa kalkar ve büyük başağa çavuşa ( yollumuz yolsuzumuz varmı) diye sorar, çavuşta (adalettir başağam) cevabını verirdi. O hafta yarenler içinde yolsuz harekette bulunanlar var  ise mahkemesi hemen görülürdü. Bazen yolsuz harekette bulunan şahısın önüne pilavın üstüne bir kaşık dikerlerdi. Çavuşun adalet sözünden sonra büyük başağa pilava kaşığını uzatır, diğer kişilerde çorbada olduğu gibi sıra ile kaşık uzatırlardı. Pilavdan sonra helva yenir ve yemekten kalkılırdı. Herkes yerine oturduktan sonra tekrar ibrik ve leğen gelerek herkes sırasını bekleyerek oturduğu yerde ellerini yıkardı. Herkese kahve verilirdi. Kahve pişerken en yaşlı kişi tarafından herkese bir yemek ismi verilirdi. Örneğin büyük başağaya hindi dolması, küçük başağaya ise baklava adı verilmek adetten olmuştu. Yaşlılara Homucuk adı verilirdi. Homucuk bir nevi hamurdur. Onu sıcak suda deve topu gibi pişirilerek tepsiye parça parça koyarlardı. Üzerine bal, şeker pekmez gibi tatlıyı eriterek dökerler altına ve üstüne ceviz serperlerdi. Bu yamağin adı pıhtıdır. Günümüzde bu yemek halen yapılmaktadır. Mısırlı İbrahim Paşa askerleriyle Kütahya’ya geldiğinde askerler tarafından bu yemeği öğretmişlerdir.

Kahveler dağıtılınca evvela büyük başağa yemeklerden birinin ismini söyler bu adın sahibi hemen ayağa kalkar (baklavaya kalktı) diyerek küçük başağa hemen ayağa kalkarken diğer yemek ismini söyleyerek o yemek ismi kimin ise elinde fincanı ile ayağa kalkardı.  Bu oturup kalkma işleri yarım saat kadar devam ederdi. Aslında bu oturup kalkma eylemi hazmı kolaylaştırmak içindi. En yaşlı kişi (hindi dolmasına kalktım) der büyük başağa ayağa kalkar ve (bütün yarana kalktım) der, herkes ayağa kalkardı. Bu oyunda artık bitmiş olurdu.

Yazımız devam ediyor.

Kalın Sağlıcakla.

Bu yazı 1363 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar