YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM...
  • Reklam
MÜCAHİT ÖZTÜRK

MÜCAHİT ÖZTÜRK

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM...

19 Mayıs 2021 - 08:48

Savaşlar hiç şüphesiz insanlığın başlangıcından günümüze dek süren bir olgu. Ekonomi, diplomasi, salgın ve en önemlisi din gibi bahanelerle ortaya çıksa da, arkasındaki temel etkenin güç olduğu aşikar.

 İsrail'in Filistin'den Tevrat'ta belirtilen kutsal yerleri alması onları rahatlatacak mı? Hayır!   Din artık burada bir amaç olmaktan çıkıp, bahaneye dönüşmekte. Örneğin; tarihte Yahudi esir alışverişinde bir Yahudi'ye birden fazla esir teklif etmek milliyetçilik midir, yoksa halkına değer veren güçlü bir millet imajı mı yaratmaktır?  İşte güç algısı tam olarak budur.  Hayatımızın içine işlemiş İsrail ürünlerini boykot etmekten ve halk olarak sokaklarda korna çalmaktan ziyade bir başka güç unsuru da nesillerimizi güç savaşı konusunda bilinçlendirmek. Emin olun bu durum  İsrail  hükümetini daha fazla korkutacaktır. Bu gibi sorgulamaların ve bilinçlenmenin ışığında aslında tarih boyunca süregelen savaşlardan, sadece savaşların kötü olduğu algısını çıkarmak yetmeyecek, daha da derinlere inmeye gayret edilecektir. 

Gelin hep birlikte yaşananları yazımız dahilinde  inceleyelim.

Geçtiğimiz gün, ev ortamında bile rahatlıkla üretilen, çoğu patlamayan yüzlerce füzecikle  Filistin, İsrail saldırılarına karşı misilleme yaptı. Bu "Demir Kubbe" gibi hava savunma sistemi üreten teknoloji ve silah devi İsrail'e etki eder mi ?  Demeyin... Füzecikleri imha etme konusunda %40'lık başarı sağlayabildi, ya da başarısızlık… Yetersiz bir oran... Bu olaydan hareketle,  saldırıların ardında  küçük diye addettiğimiz adımların ne kadar etkili olduğunu Filistin  bize gösterdi. Azim ve tekrar, başarıyı getirdi. Peki Arap Birliğini altı günde  mağlup eden İsrail bu olayda neleri  gözden kaçırmış olabilir?  Rakibini tanıyamama,  rakibini küçümseme ve çocuklarımızın asla sahip olmasını istemediğimiz gerektiğinde  basit düşünebilme...Dünyada istenmeyen ve "Bu kadar basit olacağını düşünemedim" hezeyanına uğrayan İsrail   teknolojisini  daha da ağır silahlara entegre etti.  Evet basit düşünemedi. Ve konumuna nazaran mağlup oldu.

 

 

KAP-AÇIYORUZ !

 

 

Tüm vücudumuzun koordineli olarak çalışmasını ve hayatımızın devam etmesini sağlayan beynimiz, eşsiz özelliklere sahiptir. Fakat "Her güzelin bir kusuru vardır." felsefesinden yola çıkararak beynimizin mükemmel,  fakat bir o kadar da eksik noktasına parmak basan "Eşik"  kavramını ele almak isterim. Eşik, belli bir olguya karşı düşünce sisteminin ani tepki vermeyecek şekilde yeni duruma adapte edilmesi olayıdır. Sözgelimi ,  müzik dinlerken sesini aniden arttırınca  tepki veren beynimiz , yavaş yavaş arttırınca bu olaya daha az  tepki veriyor ve "Eşik" kavramı ortaya çıkıyor. Son zamanlarda artan antidepresan kullanımının başlanmasında ve bırakılmasında beynimizin bu zayıf noktasından faydalanılıyor. İşte koronavirüs salgını da başta ülkemiz olmak üzere süreci iyi yönetemeyen ve "Eşik" kavramından bihaber dünya ülkelerinin beyni olan iktidarlarda aşırı tepki yaratıyor.  ABD başkanı Donald Trump’un , "İnsanlarımıza damar yolundan deterjan enjekte edelim" sözlerini hepimiz hatırlıyoruz. Ülkemizde de benzer deneyimler var denebilir. Eğitim Bakanımız da okulları açıp kapatma konusunda  adeta "OKULLARI KAP-AÇIYORUZ!" tesiri oluşturdu.  Ama söylemeden edemeyeceğim: En  güzel örneği daha virüsün ortaya çıkmasından 2 ay sonra  akademik ve bilimsel yöntemlerden bi- haber “Ercüment Ovalı" denen profesör verdi. Faz -1 Faz- 2 adımlarını geçmeden  direk aşıyı buldum iddiası, sadece halktan değil, Koronavirüsten de tepki aldı:

-Ya hu, dur be adam!..

Bi kendimi tanıtıp, soluklansaydım. Nedir bu acele ?..

Bu yazı 2224 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar