Bugun...



Çankırı’da Sofra Adabı ve Yemek Kültürü
Tarih: 04-12-2017 09:18:12 + -


Çankırı Karatekin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan “Çankırı Yerel Gıda Ürünleri ve Coğrafi İşaret Çalıştayı”nda İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Aydın Demiröz “Çankırı’da Sofra Adabı ve Yemek Kültürü” konusunda sunum yaptı.

facebook-paylas
Tarih: 04-12-2017 09:18

Çankırı’da Sofra Adabı ve Yemek Kültürü

 

Demiröz, Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetinin temeli, kültürdür” sözü rehber edinilen temel ilke olduğunu, bir milletin hayatında o milletin milli varlığının, özünden bir şey kaybetmeksizin korunmasında ve geliştirilmesinde bütün unsurlarıyla kültürün ihmale gelmez, vazgeçilmez çok önemli bir yeri ve değeri bulunduğunu ifade ederek başladığı sunumunda şunları söyledi:

“Kültür, bir yaşam biçimi. Bir toplumdaki yiyecekler, içecekler ile bunların hazırlanması, sunulması, tüketilmesi ve damak zevki o toplumun yemek kültürünü oluşturur. Yemek kültürü için de sadece yemek çeşitleri ve yapılışı değil aynı zamanda hazırlanma sebepleri ve sofra adabı da yer alır. Kültürel özellikler toplumdan topluma hatta aynı toplum içinde yöreden yöreye değişiklik gösterir. Kültür;  seyahatler, iletişim teknikleri ile bilgiye kolay ulaşım ve değişik şekillerde birbirinden etkilenir ve değişim gösterir. Bu değişim yörenin yemek kültürünü de etkiler ve zenginleştirir. 

Çankırı ili bu şekilde geçmişten günümüze gelen kültürel birikimi ve Anadolu’nun değişik yörelerinden gelenlerin getirdikleriyle kaynaşarak kendine özgü zengin bir yemek kültürüne sahip. 

Çankırı kültüründe yemekler hazırlanış ve sunuş özellikleri açısından Çankırı’nın ilçelerinde ve hatta köylerinde bazı farklılıklar gösterse de temelde aynı özellikleri taşımakta. 

ÇANKIRI YEMEK KÜLTÜRÜ 

Bir toplumun estetik zevkinin ve gelişmişliğinin en somut göstergelerinden birisi damak zevkidir. Çankırı ve çevresi, birbirinden ilginç ve nefis yemek çeşitleriyle köklü Türk damak zevkinin dikkate değer bir yönünü temsil etmekte. 

Yemek kültürü yörenin toplumsal değerlerini ortaya çıkarması açısından önemli bir faktördür. Çankırı ve yöresinde yemek sadece beslenme ihtiyacını giderme aracı değil aynı zamanda toplumdaki sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, birlik ve beraberlik ile kaynaşmayı sağlayan bir araç. Bazı yemekler özel günler için, bazıları bir mesajı iletmek bazıları da yardımlaşma amacıyla yapılır. Düğün evi için yapılan yemekler sevinç ve mutluluğu artırırken, cenaze evine götürülmek için yapılan yemekler acıları azaltır, acıyı yaşayan aile dostlarının getirdikleri yemeklerle sadece karınlarını doyurmazlar, aynı zamanda yalnız olmadıklarını zor günlerinde sevenlerinin onları yalnız bırakmadıklarını tüm benliklerinde hisseder. Cenaze evi için yemek yapanlar gözyaşları içinde yas’a büründürdükleri o yemeklerin, acı içindeki dostlarına mutluluk ve huzur verdiğini görünce o muhitteki kasvetli hava yerini umuda bırakır.

Bazen aileler hayırlı işler için fazla tanımadıkları kişi veya ailelerle irtibat kurmak için özel buldukları bir yiyeceklerini o eve ikram olarak gönderir. Bu yiyecek mesaj yüklüdür. Mesaja cevap olumlu olursa bu alışveriş hoş bir muhabbete kadar devam eder.

ÇANKIRI KÜLTÜRÜNDE SOFRA ADABI 

Mutfak; ailelerin en çok kullandıkları günümüzde oturma odası dediğimiz alanlarla iç içe olur. Yemekler orada pişer ve orada yer sofralarında yenilir. Yer sofralarında ilçe ve köylerde genelde ahşap tabla kullanılırken, Çankırı merkezde sini de yenir. Tablanın yerden yüksekliği 20 cm kadar. Sininin altına konan seyyar ayaklar biraz daha yüksek olur. Yemek zamanı yere, yöreye özgü motiflerle dokunmuş sofra bezi serilir. Sofra bezinin ortasına tabla/sini yerleştirilir. Önce evin büyükleri olmak üzere ev halkı kendi hiyerarşik düzenleri içinde sofraya otururlar. Evin büyükleri bağdaş kurup otururken gençler dizlerinin üzerine oturur. Her oturan sofra bezini dizlerinin üzerine örter. Böylece yemek esnasında ekmek uğrası ve yemek üzerlerine dökülmemiş olur. Yemekler ortaya konan ortak kaptan (büyük bakır sahan), tahta kaşıkla yenir. Ekmek olarak yöreye göre ince ekmek(yoka), bazlama, çörek başka bir ekmek çeşidiyle yemekler yenir. Evin reisi yemeğe başlamadan kimse başlamaz. Yemek servisini evin kaynanadan sonra gelen kadını/gelini-kızı yapar. Yemek servisi işi çok önemlidir. Mevcut yemekle veya o öğün için ayrılan yemekle herkesin doyurulması bir maharettir. Yemeğe besmele ile başlanır. Sabah kahvaltısı ve öğle yemekleri sonrası Allah’a şükredilerek sofradan kalkılır. Akşam yemeklerinde tüm ev halkı bir arada olduğu için dua yapılır. Sofradan kalkarken herkes sofra bezi ile ağzını siler.  

Misafir geldiğinde ise ek sofra açılır. Ek sofra misafirin durumuna göre ya aynı oda içinde ya da diğer oda da olur. Misafirin yanına sadece evin büyükleri oturur. Gençler her zaman ki gibi kendi sofralarında yemeklerini yer.

Çankırı’da bazı yerlerde evin gelinleri evin büyük erkekleriyle(kaynata, büyük kayınbirader) birlikte yemek yemezler. Öyle durumlarda gelin ev halkının yemeği bitirmesini bekler. Evin büyük erkekleri yemeğini yiyip sofradan kalktıktan sonra gelin sofrayı toplar ve artan yemeklerle karnını doyurur.  Bazen de gelin sofraya sırtını dönerek herkesle birlikte yemeğini yer.

16. yüzyılda yaşayan Fransız deneme yazarı Michel de Montaigne(28.02.1533 – 13.09.1592) Anadolu’da bu geleneği görür ve denemelerinde, ‘Yemek yerken utanan millet’ diye bahseder.

Burada bulaşıkların yıkanması konusuna kısaca değinmek istiyorum. Bulaşık suyu kesinlikle tuvaletin/banyonun pis su gideri ile ayrı yere verilmez. Kırsal da bulaşık leğenler içinde yıkanır ve suyu küllüğe dökülür. Kent merkezinde de bulaşık avlu da yıkanır ve gideri bahçe içine veya yola doğrudur. Yemek yenen kaplardaki nimetin bulaşığının tuvalet/banyo pis su gideri ile bir arada olması günah sayıldığı için Anadolu’da bu uygulama yıllarca devam etmiştir. 

Yemek yerken gerekmedikçe konuşulmaması sofra adabındandır. Sofradan kalkıldıktan sonra evin büyüklerine kahve ikram edilir. Kahve isteyen küçüklere ‘kahve size zararlı, kahve sizi siyahlaştırır, kahve çocukları araplaştırır’ gibi sözlerle çocuklara kahve verilmez. Burada araplaştırma siyah/kara anlamındadır. O yıllarda kahve çok lüks bir içecek. Güçlü ailelerde bile çocuklara kahve ikramı yapılmazdı. Çocuklara verilmeyerek kahve tüketimi minimize edilmekte.

Yemekte ailenin bir araya toplanması kaynaşma ve birleştiricilik özelliği açısından çok önemli olmakla birlikte bu adet çoğunlukla köylerde yaşatılmakta, ilçelerde de az da olsa aynı usuller devam etmekte.

Günümüzde yemek sofraları aile fertlerinin bir araya geldiği, sohbet ettiği ve sorunlarını paylaştığı ortamlar haline gelmiştir. Yemekler genelde mutfakta yer alan masada herkesin tabağına ayrı ayrı servis yapılarak yenmektedir. Artık bakır sahanların yerini porselen tabaklar, tahta kaşıkların yerini de metal kaşık, çatal ve bıçaklar aldı. 

EKONOMİK GÜCÜN YEMEK KÜLTÜRÜNE ETKİSİ

Yemek kültürünün oluşmasında önemli faktörler yaşanılan coğrafyadaki üretim ve verim olanakları ve çeşitliliği ile ekonomik güç. Kırsal kesimde hamur işi yiyeceklerin çokluğu o coğrafyadaki tahıl üretiminin çok ve ucuz olmasından kaynaklanmaktadır. Kırsal da hamur işi yiyecekleri çok fazla görürüz. Hububat tarımı özellikle arpa buğday olarak yapılan yerlerde sebze yemekleri yok denecek kadar azdır. Bahçe tarımının olduğu kırsallarda sebze yemekleri vardır. Hayvani ürünlerde süt ve süt ürünleri ve yumurta tüketimi yaygınken hem kırmızı hem beyaz et tüketimi sınırlı. Et için hayvan kesimi genellikle hayvanın hastalanması sonucu olmaktadır. Eldivan, Ilgaz, Korgun gibi ilçelerimizde bahçe tarımının etkisiyle sebze yemekleri sofrada yer alır. Çankırı merkezde sebze yemeklerini et yemekleri ile birlikte, hatta et ve sebzenin birlikte pişirilmesi şeklinde görmekteyiz.

Ekonomik güç Çankırı merkezde de yemek kültürünü etkilemiştir. Çankırı takım yemeği içinde çorbadan sonra bütün et ikram edilirken, bugün bütün et yemeğinin yapımını bilen birkaç yaşlı teyzemizden başka kimse yok.  Çankırı takım yemeği içindeki yemekleri sayarken hemen hemen hiç kimse bütün etten bahsetmez, hemen güveç/gövec der. Çünkü bütün et kuzunun omurilik kemiğinin sırt etiyle birlikte dilimlenip terbiye edilerek (24 saat süreyle) harı az odun ateşinde uzun süre pişirilmesi şeklinde hazırlanmaktadır. Bu yemek hem zahmetli hem de maliyetli olduğu için zaman içinde yerini güvece bırakmaya, kendisi de unutulmaya başladı.

YARAN DA SOFRA ADABI VE YEMEK

Çankırı’daki her şeyde Yaran kültürünün etkisi olduğu gibi yemek ve sofra adabında da yaranın etkisi vardır. Çünkü Yaran kültürü Çankırı için bir yaşam tarzı. Yaran kültürünün sofra adabının kendine has özellikleri vardır. Yemeklerin yerde, sini üzerinde yenmesi, takım yemeklerinin sırayla gelmesi, büyük başağanın yemeğe başlamadan diğerlerinin başlamaması, dua yapılması farklı karakteristik özellikleri göstermekte. 

Yaran meclislerinde yemek gece yarısına doğru yenir. Yarenler arasında rekabet olmaması için yemek mönüsü daha önceden belirlenir ve her yaren bu mönüye uyar. Başağalar daha farklı ikramlarda bulunabilmekte. Yemekler takım yemeği içerisinde yer alan yayla çorbası/tarhana, güveç, pilav, baklava, bamya, kızılcık ekşisi, hoşaf veya ayrandan oluşur. Günümüzde bazı ilçe ve köylerde daha ekonomik olması sebebiyle Çankırı kıymalısı ikram edilmekte. Eldivan ilçemizde Yaran da midye makarna veya mantı makarna olarak adlandırılan makarna çeşidinin içi mantı şeklinde kıyma ile hazırlanıp pişirilip ikram ediliyor.

Yaran meclisinde yemek yeme zamanı küçükbaşağanın büyükbaşağaya “Yemek hazır başağam” duyurusundan sonra ibrik ile sırayla eller yıkandıktan sonra, sofra bezlerinin ortasına konulan siniler etrafına yarenler ve misafirler yaş, kıdem ve mevkilerine göre oturur. 

Büyükbaşağa kaşığı eline alınca sırayla küçükbaşağa, reis ve yarenlerde kaşıkları alırlar. Büyükbaşağa besmele ile kaşığını çorbaya uzatır ve içer. Sonra sırayla küçükbaşağa, reis, yarenler ve misafirler çorba tasına kaşıklarını uzatıp içerler. Bu davranış üç kez tekrar edilir. Hata yapan yaren diğer arkadaşı tarafından “Merhaba yaren ağa” şeklinde uyarılır. Hata yapan yarenin cezası ya hemen ya da gece bittikten sonra kurulan mahkemede verilir. Ceza durumu kararlaştırıldıktan sonra yemeğe devam edilir. Büyükbaşağa ceza yemeği olarak “Kuzunun içinde hindi, hindinin içine tavuk, tavuğun içine bıldırcın” şeklinde belirleyebileceği gibi bazen de kuzu, hindi, tavuk ve bıldırcının ayrı ayrı içli pilavla pişirilmesini isteyebilir. 

Yemek bittikten sonra dua yapılır. Sıra ile önce büyükbaşağa, sonra küçükbaşağa, reis ve yarenler sofradan kalkar. Büyükbaşağanın oturuşu gibi eski yerlerine otururlar. Yemekten sonra kahve içilir. 

Çankırı’daki yaren kültürünün toplum hayatına, sofra adabına çok büyük etkileri vardır. Ayrıca Çankırı’da belli yaş grubundaki erkekler, yani artık emeklilik durumunda olanlar sıra ocağı yakarak birbirlerine yemek ikram ederler ve ikramı da bizzat ev sahibi yapar. 

Yaran meclislerindeki sofra adabı, Çankırı ve çevresindeki sofra adabı kendine özgü karakteristikler göstermektedir. Bazı adetler günümüze kadar gelmiş hatta yaşatılmaya çalışılmakla birlikte, bazıları ise unutulmaya yüz tuttu. Çağımızdaki ekonomik, sosyal ve teknolojik gelişmeler, şehirleşme kadınların çalışma hayatına girmesi yemek kültürünü ve sofra adabını etkilemekte.

ÖZEL GÜNLER İÇİN YAPILAN YEMEKLER 

Düğün, bayram, ramazan iftarı ve davet günleri Çankırılılar için yemek hazırlanışında itina gösterilmesi gereken özel günlerdir. Bu günlerde günün özelliğine göre değişik yemekler hazırlanmakta. 

Düğün Yemekleri: Evlilik ve sünnet gibi törenlerde yörelere göre farklı yemekler yapılır. Mesela Merkez ilçe, Eldivan ve Şabanözü’nde genellikle Toyga aşı, etli pilav, ayran ve baklava ikram edilirken, Ilgaz, Çerkeş, Kurşunlu ve Atkaracalar ilçelerinde kazanda keşkek, pirinç pilavı ve helva ikram edilir. 

Günümüzde ise düğünlerde genellikle daha ekonomik ve ikramı kolay olduğundan Çankırı kıymalısı, ayran ve tatlı ikram edilir. Düğün yemeklerinin hazırlanışı düğün evinde yardımlaşarak yapılır. Bu yardımlaşma ile kişiler arasındaki sevgi, saygı, dayanışma ve kaynaşma sağlanır. 

İftar Yemekleri: Çankırı ve yöresinde Ramazan ayı boyunca iftar yemekleri ayrı bir önem taşır. Eş, dost ve fakirler yemeğe davet edilir. Sofrada mutlaka misafirin bulunmasına özen gösterilir. Misafir olsun olmasın yemekler eksiksiz, özenle pişirilir ve sofralar aynı itina ile hazırlanır. 

İftar sofrasında iftariyelik dediğimiz hurma, zeytin, peynir çeşitleri, reçeller veya bal bulunur. Pastırmalı yumurta başta olmak üzere çorba içildikten sonra iftariyelikler öncelikle yenir. Daha sonra sıra takım yemeğine gelir. 

Takım yemeğinde tarhana çorbası, bütün et veya güveç, etli yaprak sarması, pilav, tatlı ve kuru çiçek bamya yemeği yenir. Sofrada içecek olarak kızılcık ekşisi, hoşaf veya komposto ikram edilir. Burada en önemli adet bamyanın tatlıdan sonra yenmesidir. 

Ramazanda sahur yemekleri de ayrı bir önem taşır. Sahurda sahur yemeğinden önce kalkılarak hamur işi yiyecekler için hazırlık yapılır. Gözleme, otlu, peynirli veya kıymalı içli ekmek (bükme), fırında keşkek, yağlı (okla) ekmeği, yazma çöreği, börek, ince ekmek muskası, erişte gibi yiyecekler ağırlıktadır. Bunlar kızılcık ekşisi, ayran, hoşaf veya meyve kompostoları ile tüketilir. 

Bayram Yemekleri: Ramazan ve Kurban bayramlarında sadece ev halkına göre değil bayram ziyaretine gelenler de düşünülerek yemekler hazırlanır. Bayram yemekleri genelde sütlü çorba veya toyga (aşı), etli veya zeytinyağlı yaprak dolması, baklava veya hameyli ya da kesme kadayıf gibi tatlılardır. 

Köylerde bayramda her gelen misafire mutlaka yemek ikram edilir. Bu çalışmamı hazırladığım dönemde tanıştığım Yapraklı İlçe Tarım Müdürlüğü’nde veteriner hekim olan Orhan Ünlü Dağ Ovacık köyünde bayramın birinci günü yaşça köyün en büyüğünün evine diğer köy halkı tarafından yemek götürüldüğünü, hava iyi ise yemeklerin harman yerine kurulan büyük sofra da, kış günü ise o büyüğün evinde hep birlikte yenildiğini söyledi.

Merkezde ve diğer ilçelerde ise genellikle yemek yerine kahve, tatlı ve bazı yerlerde ilave olarak zeytinyağlı yaprak sarması ikram edilir. Kurban bayramında ise bu ikramlara ilave olarak kesilen kurban etinden et kavurması da ince ekmek (yufka) ile birlikte ikram edilmektedir. Bu ikramlar Türk misafirperverliğinin ve misafire verilen değerin en güzel göstergelerinden biridir. 

Davet Yemekleri: Çankırı ve yöresinde iftar davetleri dışında evlenecek genç kız ve arkadaşları, yeni evlenen eşler ve askere gidecekler, yakın akrabaları tarafından yemeğe davet edilir. Köylerde askere gidecek gençler hemen hemen tüm köy halkı tarafından yemeğe davet edilir. 

Ayrıca hacca gitmeden önce Hacı adaylarına komşular ve akrabalar tarafından, hacdan döndükten sonra da o Hacılar tarafından köylerde köy halkının tümüne ilçelerde ise akrabalara ve komşulara yemek ikram edilir. 

Bu davetlerde çorba veya börek, fırında veya evde pişirilmiş Çankırı güveci, etli veya tavuklu pilav ve tatlıdan oluşan yemekler ikram edilir. Tatlı olarak baklava, höşmerim veya yumurta tatlısı yapılır. Günümüzde azalmakla birlikte bu yemeklerin yanı sıra çeşitli börek ve çörekler de ikram edilir. 

Bu davetler insanlar arasında birlik, beraberlik, sevgi ve kaynaşmayı artırması açısından Çankırı kültüründe önemli bir yere sahiptir. Çankırı yemek kültüründe özel durumlar için de yemekler hazırlanarak ilgili yerlere gönderilir. Cenaze evine, yeni eve taşınan komşuya, hastaya, yeni doğum yapan anneye yemekler yapılıp evlerine gönderilir. Bu yemekler takım yemeği olabildiği gibi yazma çöreği, börek, tava çöreği, içli ekmek (bükme), gözleme, Çankırı kıymalısı gibi yemekler. 

Mevlid, Yasin, hatim duası gibi törenlerde Çankırı kıymalısı veya helva-ekmek dağıtılır. 

Özel Durumlar İçin Hazırlanan Yiyecekler: Çankırı ve yöresinde bazı özel durumlar, günler ve törenler için de değişik yiyecekler ikram edilir veya dağıtılır. 

Kandillerde un helvasının yapılıp dağıtılması, erkek çocuğu doğduğunda oğul helvasının dağıtılması, ölümün yedi, kırk ve elli ikinci günlerinde un helvası dağıtılması, bebeğin ilk dişinin çıkmasında buğdayın haşlanıp “diş bulguru” diye dağıtılması, köylerde nişanlarda şerbet dağıtılması gibi. Yağmur duası, adak kurbanı gibi törenlerde kavurma veya etli pilav ikram edilir. Uzun kış gecelerinde çekme helvası yapılıp ikram edilir. Gelin ve damat için kız evinin oğlan evine gönderdiği gelin baklavası, düğünün ertesi günü gelin ve damadın yemesi için ince börek yapılıp gönderilmesi de Çankırı yöresi geleneklerindendir. 

Kışın Tüketilmek İçin Hazırlanan Yiyecekler: Sonbahar mevsimi Çankırı’da hanımlar için oldukça yoğun geçer. Çünkü bu mevsimde kışlık yiyecek hazırlıkları başlar. Asma yaprağı kurutulması salamurası, taze fasulye, patlıcan, kabak, biber, nane, maydanoz, dereotu, kadın parmağı gibi sebzeler kurutularak kışa hazırlık yapılır. Küpecik peyniri, domates ve biber salçası, ev makarnası (erişte), tutmaç, cimcik hamuru, iri hamur gibi yiyecekler hazırlanır. Kışlık kıyma ve kuşbaşı kavurma yapılır, sızgıç hazırlanır. Yöreye özgü çördük, yabani armut, kelek, dolmalık biber ve değişik turşular yapılır. Tarhana, bulgur, yarma, keşkek, nişasta, pestil, hoşaf (meyvenin dilimlenerek kurutulması), ahlat kavutu, reçeller, pelverde gibi değişik isimlerle anılan marmelatlar, vişne şurubu, kızılcık ekşisi kaynatılıp hazırlanır. 

Günümüzde azalmakla birlikte bazı köylerde et kurutulur. Bir çeşit tatlının ana maddesi olan uğut hazırlanır. Kentsel alanlarda hazır yiyecekleri kullanma alışkanlıkları gelişmekle birlikte evde hazırlanan geleneksel yiyeceklerin ucuza gelmesi ile dağıtım ağının hazır yiyecekleri bütün yerleşim birimlerine ulaştıracak düzeyde olmaması da durumu etkilemekte. 

TÜRKÜ VE MANİLERİMİZ DE GIDA ÜRÜNLERİMİZ

Yiyeceklerimiz türkü ve manilerimizde de yer almıştır. Eldivan’ın kirazı, üzüm koydum sepete, karanfil ekeceğim, bulguru kaynatırlar, arpalar dize geldi, ayva dibi serin olur yatmaya… gibi daha birçok türkümüzde yiyeceklerimiz sevdalarla dile getirilirken, ‘Büyük Camii direk ister / Söylemesi yürek ister / Benim karnım toktur ama / Yarenlerim börek ister gibi manilerle yaran ocaklarında esprili şekilde aslında ikramı kendisi için değil de arkadaşları için istediği ifade edilir. Ev oturmalarında dilbaz insanlarımız, İstanbul’dan gül getirdim / Dalından bülbül getirdim / Misafirlerim içsin diye / Çay – kahve getirdim, Ne bakarsın ıraktan / Baklavadan börekten / Vazgeçmeyiz çörekten / Hanen mübarek olsun… gibi bir çok mani de yenmek istenen yiyecekleri ve ikram davetleriyle karşılaşırız.

ÇANKIRI TAKIM YEMEĞİ

Çankırı’da tüm davet ve düğün yemeklerinde en meşhur ifade “Takım Yemeği” anlatımıdır. Çankırı’da takım yemeği bir de önemli konuklar geldiğinde yapılır. Günümüzde bu ikram, bakan, üst düzey bürokratlar ve yabancı konuklara yapılmaktadır. Ayrıca aileler takım yemeği geleneğinin kaybolmaması için kendi aralarında yaptıkları yemek davetlerinde sıkça bu yemeklerden ikram ederler. Çankırı takım yemeği 12 çeşitten oluşur. Yalnız bu çeşitlerin neler olduğu yazılı kaynaklarda açıklanmamaktadır. Dt.Hamdi Uslu, annesi Zeliha Uslu, Mediha Uncuoğlu, Dudu Keyfli, Emine Gökçeoğlu ve diğer tarif aldığım kaynak kişiler, günümüzde yapılan takım yemeği içindeki çeşitleri şöyle açıkladılar. Çorba (tarhana,yayla veya mantı), göveç veya bütün et, pilav, baklava, tavuk etli bol ekşili bamya, zeytinyağlı yaprak veya lahana dolması, gömme, yazın sebzelerden kışın patatesten salata, ayran-ekşi-hoşaf veya cacık, fasulye kavurması veya piyaz, biber dolması, sütlü. Çankırı’da bugün takım yemeği içinde ikram edilenler yayla çorbası, göveç, pilav, baklava, bamya, salata, hoşaf veya ayrandır. Özellikle iftar sofralarının vazgeçilmez mönüsü takım yemeğidir. Takım yemeğinde tüm çeşitler eksiksiz olmalıdır. Olmadığı takdirde bu kusur olarak kabul edilir.

GENEL DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Çankırı’da sofra adabı ve yemek kültürü kendine has özellikler taşımakta olup özgün kültür birikimini yemek kültürü ile ortaya koymuştur. Anadolu coğrafyasındaki eski kültürünü zamanımıza kadar taşıyarak tüm zenginliğiyle yaşatmaya çalışmakta. 

Çankırı’da yemek sadece bir ihtiyaç olmaktan öte birlik beraberlik, toplumsal kaynaşma ve dayanışma gibi üstün meziyetleri de ortaya çıkarması açısından önemlidir. 

Çankırı yöresinde geleneksel beslenme biçimi etkinliğini sürdürmekte. Yöre insanının beslenme alışkanlıklarında Orta Anadolu özellikleri görülür. Beslenmenin temelinde buğday ve buğday ürünleri bulunmaktadır. Tarhana, bulgur, keşkek, yarma, erişte vb. yiyecekleri yöre halkı kendisi üretir. Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi kimi yiyecek maddeleri kurutulmak, salamura yapılmak, turşu kurularak ve diğer usullerle kışa hazırlanır. Kıyma, kavurma, sucuk, pastırma gibi etlikler, kurutulmuş fasulye, patlıcan, biber gibi sebzeler, konserve­ler, değişik meyvelerden reçeller, marmelatlar bunlar arasında. 

Hamura çeşitli maddeler katılarak sacda, yağda, fırında ve tencerede pişirilerek çok sayıda yemek yapılmaktadır. Tava çöreği, yazma çöreği, bükme, gözleme, cızlama, iri hamur, mantı, pıhtı, çullama bunların başlıcaları. Tarhana, toyga, şaştım aşı, tutmaç, yarma, dene, cümcük gibi çorbalarda ana madde buğday ürünleridir. Yaş ve kuru sebzeler beslenmede ikinci sırayı alır. Hayvani besin tüketimi sınırlı.”

 

 

 




Kaynak: DOĞRUYOL

Editör: Mehmet Ateş

Bu haber 497 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL Haberleri

YUKARI