DİN İSTİSMARI, SEBEP VE SONUÇLARI


ÖMER FARUK KIVRAK - YAPRAKLI İLÇE MÜFTÜSÜ

 

İstismar, bir kimse ya da grubun iyi niyetini kötüye kullanmak anlamına gelir. “Din istismarı” ise dinî kavramlar ve değerler yoluyla insanları aldatarak maddi ve manevi çıkar elde etmek, yani dini kendi menfaatleri için kullanmak demektir.

İnsanlar, dini doğru anlamak için Kur’an’ın “bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun” (Enbiya, 21/7) emri gereği “ilimde derinleşen kimselere” (Al-i İmran, 3/7) sorularını yöneltmiş, ilim sahibi kimselere yakınlaşmış ve onlara ihtiram göstermişlerdir.  Bu saygı Allah’a (c.c.) yakın gördükleri ve manevi derinliği olduğunu hissettikleri kişilere karşı daha da artmış ve bir nevi bağlanma şekline dönüşmüştür. İşte tehlike bu bağlanmanın dozu ile ilgili olup bu dozun miktarının aşırı artması maalesef potansiyel bir takım sıkıntıları da beraberinde getirmiştir.

İnsanın aklını devre dışı bırakması İslam’ın emirlerine tamamen aykırıdır. Kur’an onlarca ayette düşünmeyi teşvik etmektedir.  “Okuma”, “yazma” ve “Allah’ın insanoğluna bilmediklerini öğretmesi” Kur’an’ın insanlığa tebliğ edilen ilk 5 ayetinin kapsamına aldığı konulardır.(Alak, 96/1-5) Buradan bakıldığında anlaşılacaktır ki birilerinin görmek ya da göstermek istediğinin aksine İslam tam bir aydınlanma, ilim, medeniyet ve ilerleme dinidir. Gericilikle uzaktan yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Zira gerileme ile okumak ve öğrenmek birbirine taban tabana zıt şeylerdir.

İslam’ı yaşayarak ve anlatarak öğreten Hz. Peygamber’in (a.s) uygulamalarında ashabından akıllarını devre dışı bırakmalarını hiçbir zaman istemediği görülür. O, ashabıyla Kur’an’ın “iş konusunda onlarla istişare et” (Al-i İmran, 3/159) emri doğrultusunda fikir alışverişinde bulunmuş ve onların görüşlerini pek çok yerde uygulamıştır. Onlar akıllarına uymayan bir konu olduğunda bunu sormaktan da geri durmamışlardır.

Cahiliye asrından henüz yeni kurtulmuş kimselerin bu denli akılcı bir yaklaşım sergileyebilmiş olmaları ilginç gibi görülebilir. Ancak onlara bu anlayışı kazandıranın Hz. Peygamber (a.s) olduğunu ayrıca belirtmek gerekir.

Hz. Peygamber’den dönem olarak uzaklaşıldıkça kısmen de olsa dini anlayışta bir takım bozulmalar ortaya çıkmıştır. Evladının vefat ettiği gün meydana gelen güneş tutulmasının yaşanan bu elim hadise ile hiçbir ilgisi bulunmadığını dile getiren (Buhari, Küsuf, 2) Hz. Muhammed’in (a.s)  ardından, İslam dünyasında özellikle yakın tarihimizde bir fırtınayı bir memleketten def ederek gönderdiğini iddia eden, tılsım türü çeşitli yöntemlerle bir takım haberler almaya, bir takım şeyleri yapmaya kalkan bazı insanlar türemiş, bu kişiler, dinî kisve altında maddi manevi bir takım menfaatler elde  etmişlerdir.

Din istismarı ile ortaya çıkan bir başka kötü neticeyi ülkemiz, 15 Temmuz 2016’da yaşamış kendisini Allah ve Resul’üne çok yakın göstererek onlarla görüştüğünü iddia eden bir sözde cemaat lideri, söylediklerine inanan insanlara ve halkımıza büyük acılar yaşatmıştır.

Tüm bu kötü neticelerin önüne geçebilmek için müslümanların bilinçlendirilmeye ihtiyacı vardır. Bunun yolu dinin gerçek manada ne olduğunun her bir Müslümana anlatılmasından geçmektedir. Bu noktada özellikle çocuklarımız için yaz boyunca cami ve Kur’an kurslarımızda devam edecek olan yaz Kur’an kurslarına çocuklarımızın devamının sağlanması, onların ileride dini konularda istismar edilmemesi ve aynı zamanda İslam karşıtı akımlara kapılmamaları için büyük önem arz etmektedir.