ANNE VE BABAYA İHSAN ETMEK


Anne Ve babaya ihsan etmek, onların maddi ve manevi ihtiyaçlarına cevap vermek, inancımızın gereğidir. Sözlerini dinlemek, geleceklerini güvenli kılmak, yumuşak davranmak, gücümüz nispetince ikramda bulunmak bu cümledendir. Yüce Allah (cc)Kur’an’ında şöyle buyurmaktadır: “Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki, Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen onlara acı”  İsra / 23-24

Allah’a ibadetten sonra anne ve babaya ihsan etmenin, Rabbimizin emri olduğunu ayeti kerimenin mealinden anlıyoruz. Aynı zamanda onlardan biri ya da her ikisinin yanımızda bulunduklarında kendilerine yeter anlamına gelen “öf”  bile denmemesi gerektiği beyan edilmiştir. Bizler için her türlü zorluğa göğüs gererek huzur ve güvenliğimizi sağlamış olan ebeveynimize karşı görevlerimizde kusur etmemeye çalışmalıyız. Onların bizlerden çok şey beklemedikleri bir gerçektir. Bir tebessüm gösterme, hal hatır sorma. Nasılsınız, bir ihtiyacınız var mı? demek onları mutlu kılacaktır. Yediğimizden yedirmek, giydiğimizden giydirmek, o kadar zor olmasa gerek. Bunları yapmak dünya ve ahir etimizi mutlu kılacaktır. Hayatımızda bereket meydana getirecektir. Yarınlara güvenle bakma imkânı verecektir.

Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadis-i şerifinde “Allah’ın rızası anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne ve babanın öfkesindedir”  buyurdular. Tirmizi birr,3. Bu dünyada her şeyimizle deneniyoruz. Pek tabidir ki, yanımızda bulunan ebeveynimize bakışımızdan da imtihana tabi tutuluyoruz. Onların hayır dualarını almak, geleceklerine güvenle bakmalarına vesile olmak, istek ve arzularına cevap vermek, bizleri Allah’ın rızasına ulaştıracaktır. Peygamberimiz (sav) efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse, perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun buyurdular”  Müslim, birr, 9.Ebeveynine karşı görevlerini yerine getiremeyen ve bundan dolayı dünyasını ve ahiretini perişan eden kişi büyük bir aldanış içindedir. Böyle bir duruma düşmemek için uyanık olmak gerekir.

Küçükken her ihtiyacımızı karşılayan, uyumayıp uyutan, yemeyip yediren, bizler için kendilerini geri plana alan ebeveynimize karşı, görevlerimizi gücümüz nispetinde yerine getirelim. Efendimizin “ cennet annelerin ayakları altındadır” sözünü hafızamızda muhafaza edelim. Onlarla birlikte huzur ve mutlu olursak hayatın bir anlamı olacağını düşünelim. Ebeveynimizi mutlu kılmak, huzur getirir. Onları üzmek, kalbini kırmak, elimizde olan imkânı onlarla paylaşmamak darlık ve sıkıntı getirir. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde: “üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir. Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası” buyurdular. İbnMace, dua,11. Her bir iyilik, hayırlı dua getirir. Bu bakımdan yapacağımız iyiliğin küçüklüğü veya büyüklüğüne bakmadan elimizdeki her imkânı değerlendirmeliyiz. Bir Müslümanı güler yüzle karşılamak bile olsa. Yüce Mevla’mız bizleri anne ve babasının hayır dualarını alanlardan eylesin. Amin.