Yaranbaşı "Ahi dürüsttür"
  • Reklam

Yaranbaşı "Ahi dürüsttür"

Ticaret İl Müdürü Ali Yaranbaşı “Ahilik, birbirini seven, birbirine saygı duyan, yardım eden, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işini kutsal, çalışmayı ibadet sayan, din ve ahlâk kurallarına sıkı sıkıya bağlı esnaf ve sanatkârın iş teşkilâtı olan sosyal ve kültürel bir yapı” dedi.

13 Eylül 2021 - 07:15 - Güncelleme: 13 Eylül 2021 - 09:46

34. Ahilik Haftası dolayısıyla yazılı basın açıklaması yapan Yaranbaşı, hiçbir şeye eşref-i mahlûk kabul edilen insandan daha fazla değer verilmediğini, Ahiliğin temellinde insanı yücelten insanlık anlayışı olduğunu belirtti.

Bugünün dünyasının, Ahilerden alacağı çok önemli dersler bulunduğunun altını çizen Yaranbaşı “Hırs ve tamahın dünyamızı kasıp kavurduğu şu günlerde dünyamızın Ahilerden kanaati öğrenmesi gerekiyor. Ahi yaptığı işe güvenir, elinin emeğine, ustalığına güvenir. Ahi dürüsttür. Ahi kazancının bereketi ile övünür, Ahiliği inkâr etmek kendimizi inkâr etmektir. Bu geleneği çok hassas şekilde muhafaza etmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Yaranbaşı, Ahiliğin esnaf ve sanatkârın teşkilatlanmasına öncülük ettiğini, tarihimizde silinmeyecek etkiler bıraktığını, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Anadolu’da yaşayan halkın ticaret, ekonomi, sanat, iş ahlakı, çalışma yaşamı ve çeşitli meslek alanlarında, yamak-çırak, kalfa-usta hiyerarşisini kurduğunu ve yetişmelerini sağladığını, özünde iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenlenen bir örgütlenme biçimi olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Ahilik’te, ‘ben değil, biz vardır.’ Ahilik iyilikleri yaymak, kötülüğü ve kötüleri engellemek, fakir ile zengini bir tutmak,  tüm toplumsal ve ticari ilişkilerde dürüst ve güvenilir olmak,  kardeşlik, eli açıklık, cömertlik, eline, diline, beline sahip olmaktır. Ahiliğin vizyonunu oluştururken temel kabul ettiği görüşlerin başında insan sevgisi gelmekte. Ahilik, bir sınıfın, bir zümrenin ya da bir kişinin diğeri üzerinde egemenliğine karşı olmuş, insanlar arasında ayrılık gütmemiş, eşitliği ve eşit davranmayı insanın temel hakkı olarak kabul etmiştir.  Ahiliği oluşturan temel unsurlardan biri iş, sanat ya da meslek sahibi olmaları, ortak toplumsal değerleri, birlikte yaşamayı ilke edinmeleridir. Meslek, sanat ya da bir iş sahibi olmayan Ahi olamaz. Ahi için iş, meslek ve sanat; vizyonunu tamamlayan bir itibar ve güçtür.

Modernizm hangi noktaya ulaşırsa ulaşsın, teknoloji hangi sınırları zorlarsa zorlasın, çağın adı atom çağı, uzay çağı, bilgi çağı, güç çağı… Ne olursa olsun, insan olgusu var olduğu müddetçe değişmeyen, değişmesi mümkün olmayan değerler vardır. Bu değerler manzumesi din,millet,devlet farkı olmaksızın insanlığın müşterek değerleridir. Dürüst olmak, çevreye faydalı olmak, iyi huylu olmak, munis olmak gibi insanî vasıflar; hürriyet, adalet, eşitlik gibi sosyal kavramlar bu değerler manzumesinin ilk çırpıda akla gelen unsurlarıdır. Zamanın, ortamın ve her türlü şartın tesiriyle bu değerler kimi devirlerde zayıflayabilir, hatta toplum nezdinde değersiz ve gereksiz şeyler olarak algılanmaya da başlayabilir. Bu durum, o değerlerin işlevini yitirdiğinin değil, o zihniyetteki toplumlara hastalık virüsünün bulaşmış olduğunun göstergesidir. Yükselen değerlerin sık sık değiştiği günümüz dünyasında, önümüze yalnız kendini düşünen değil; toplumun diğer fertlerini de düşünen, onların haklarını ve hukuklarını da kollayan bir insan modeli koyan ahiliğe insanlık bugün hem vizyon hem de misyon bakımından her zamankinden daha çok ihtiyaç duymaktadır.”

ÜRETİM VE TÜKETİM

Yaranbaşı, Ahiliğin, insanı merkeze alan “İslâm ekonomisinde” ihtiyaca göre üretim fikrinin hâkim olduğunu ve israfı yasakladığını vurgulayarak “İsrafın yasaklanması, ihtiyaçları kışkırtacak davranışlardan uzak durulması anlamına da gelmekte. Bu prensiplere uygun olarak ahilik, üretimi ihtiyacın bir fonksiyonu olarak ele almakta. İhtiyaç kadar üretim fikri, gerekli hallerde üretimin sınırlandırılması sonucunu da doğurmakta” dedi.

 

EMEK-DEĞER

Üretilen her mal veya hizmetin sadece fiyatı ile ölçülemeyecek değeri olduğunun altını çizen Yaranbaşı “Bu sadece satış fiyatı ile ölçülmez. Kıtlık ve aşırı üretim durumlarında malın satış fiyatı ile gerçek değeri arasındaki fark büyür. Kıtlıkta malın satış fiyatı gerçek değerinin çok üzerine çıkar ve tüketici mağdur olur. İhtiyaç fazlası üretimde ise; malın satış fiyatı gerçek değerinin çok altına düşer ve üretici mağdur olur. Ahilik, gerek üreticinin gerekse tüketicinin mağdur olacağı bu gibi durumların yaşanmasına izin vermez. Böylece emeğin gerçek değerini bulacağı ortam sağlanmış olur.Kolay kazanç, ahi ahlâkı yönünden makbul değildir. Kazanç; meşakkatli olacak, güç olacak, alın teri ve emek karşılığında elde edilecek” ifadelerini kullandı.

REKABET

Günümüzdeki rekabet araçlarının çoğu ahilikte yasaklandı” diyen Yaranbaşı açıklamasına şöyle devam etti:

“Fiyat düşürerek ve daha kalitesiz mal kullanılarak rekabet yapılamaz. Ahilikte esas olan helâl kazançtır. Ahinin doğru olması ve hak ettiğinden fazlasını kazanma yoluna sapmaması ahlâk kaidesi haline getirildi. Ahilik ahlâkında doğruluk, ekonomik bir öz taşımakta eşyanın bilinen biçimde imâl edilmesi ve belirli bir fiyata satılması anlamına gelmekte. Ahilik hakkına razı olmayarak malına değerinden fazla fiyat isteme, zenginleşme hırsıyla gömülü hazineler peşinde koşma, karanlık ve dolaşık kazanç yollarına sapma gibi haram kazanç yollarına müsaade etmez. Ahilik, kendini ve yakınlarını geçindirecek ‘insaflı ve dürüst’ bir ticarete karşı değil, mal biriktirme ve yığma peşinde koşan, haris ve istismarcı ticarete karşıdır. Bunlara karşılık ferdin yaptığı iş ile bütünleşmesi teşvik edilmekte. Bu sebeple üretilen eşya, sanatkâr için ekonomik değerinin üzerinde bir mana taşımakta. Böylece sanatkârın işine ruhunu yansıtması sağlanmakta, rekabet ise daha mükemmel üretim şeklinde ortaya çıkmakta. Ahiler dayanışmacı bir ruh yapısına sahiptir”

            AHİLİK VE İNSAN

Yaranbaşı, düşünce sistemlerinin açıklanmasında öncelikle durulması gereken husus olduğunu, sistemde insana hangi değer ve rolün verildiğinin altını çizerek “Genelde düşünce sistemlerinin insanların mutluluğunu hedef aldığı söylenebilir. Ancak; bu amaca ulaşmada izlenecek yöntem hususunda birbirlerinden ayrılırlar. İnsanı mutlu etme iddiasıyla ortaya atılan düşünce sistemlerinin birçoğu amacını gerçekleştiremez. Tarih iyi niyetlerle ortaya atılan, ancak milyonlarca insanı perişan eden düşüncelerin hikâyeleriyle doludur. Ders alınması gereken bu tür olumsuzlukların temelinde, şu iki yanlıştan birinin bulunduğu söylenebilir. Amacı gerçekleştirmek için uygun araçların seçilememesi ile uygulamada amacın araç haline gelmesi. Meselâ bazı düşünce sistemleri insanlar ne kadar çok tüketirse o kadar mutlu olacağı tezinden hareket ederek, üretime, insanı mutlu edecek yegâne araç olarak bakarlar. Amaçları, insanlara daha çok tüketim imkânı sunarak onları mutlu etmektir. Bunun için üretimin artması gerekir. Ancak, uygulamada beklenen sonuç alınamaz, amaçla araç yer değiştirir. Yani üretim amaç, insan ise üretimi gerçekleştiren araç olur. Şüphesiz, araç haline getirilen ve bir makinenin dişlisinden fazla değeri kalmamış olan insanın mutlu olması beklenemez. Bu örnekte iki yanlışın birden yapıldığı görülmekte. Birincisi, insanın sadece madde ile mutlu olacağı tezi kabul edilerek uygun araçlar seçilmemiş. İkincisi ise amaç olan insan üretimin aracı haline gelmesi. Kısaca, düşünce sistemlerinin insana bakış açıları ve onlara verdiği değer ile bunların uygulamada aldığı biçim son derece önemli” dedi.

            DÜŞÜNCE SİSTEMİ

Ahilikte insanın, sistemin ortasına oturtulduğunu, her şeyin onun dünya ve ahiret mutluluğu esas alınarak şekillendirildiğini belirten Yaranbaşı “Hiçbir şeye eşref-i mahlûk kabul edilen insandan daha fazla değer verilmez. Ahiliğin temelinde böyle bir insan anlayışı var. Ahilik, insanı bir bütün olarak ele almakta ve onu bütün yönleriyle birlikte geliştirmeyi amaçlamakta. Bu sebeple ahilik insanın sadece uhrevî hayatını değil; ekonomik, sosyal ve kültürel hayatını kapsayacak biçimdeki dünyevî hayatını da düzenlemekte. ‘Dünya için ahireti ve ahireti için dünyayı terk etme’ anlayışına sahip. Ahilik, insanların dıştan zorlamalarla kaidelere uygun hareket etmelerini sağlama yerine, nefis terbiyesiyle onların beklenilen tutum ve davranışları kendiliğinden göstermeleri temeline dayanır. Bu tercihleri sebebiyle ahiler kaideleri belirlemekle yetinmeyip, eğitime büyük önem vermiştir” dedi.

AHİLİKTE İDEAL İNSAN

Yaranbaşı, Ahiliğin asıl amacının insanların dünya ve ahirette huzur içinde olmalarını sağlamak olduğunun altını çizerek “Bu anlayış ahilerin dünya için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyen dengeli bir hayat tarzı geliştirmelerine sebep oldu. Ahilik, insanın dünyevî ve uhrevî hayatını düzenlerken ‘İnsan-ı Kâmil’ diyebileceğimiz bir ideal tip ortaya koydu. Ahilik ahlâk kaidelerinden faydalanarak sayısız güzel özelliklerini sıralayabileceğimiz bu insan tipinin görgü kaideleri ile de sosyal hayatını düzenledi. Ahi, vicdanını kendi üzerine gözcü koyan adamdır. Helâlinden kazanan, yerine ve yeterince harcayan, ölçü tartı ehli olan, yararlı şeyler üreten ve yardım edendir. Kalbi ALLAH (CC)’a, kapısı yetmiş iki millete açık olan, mürüvvet ve merhamet üzere olup cömertliği esas alan,ahlâkı ana sermaye edinip akıl yolunda yürüyen, ilim isteyen ve ilmiyle amel edip yararlı çalışmayı elden bırakmayan kişiler Ahilerdir” ifadelerini kullandı.

AHİLİK ve EKONOMİ

Ahiliğin günümüzde uygulanan teorilerden çok farklı bir ekonomi anlayışı olduğunu dile getiren Yaranbaşı’nın açıklaması şöyle sürdürdü:

“Ahilik, insanı merkeze alan İslâm ekonomisinde ‘insan için ekonomi’ anlayışını uygularken, günümüzün ekonomi teorilerinde insan, üretim araçlarından sadece biri konumuna düşürüldü. ‘Kapitalist ekonomik’ sistemde kişiler, ‘sosyalist sistemde’devlet zengin. Ahiliğin düstur edindiği ‘insan için ekonomi’ anlayışında toplumsal kalkınma hedef alındı. Ahilik hem dünya hem de ahireti birlikte düşünen bir anlayışa sahip. ‘Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış’hadisi de bu görüşü desteklemekte. Ahilikte ekonomi bir araçtır ve bu aracın amaç haline getirilmesine izin verilmez. Sadece mal, servet ve kazanç için çalışmak hiçbir zaman kendi başına bir anlam taşımaz. Bunlar, ancak kendinden üstün bir amacın gerçekleşmesinin aracı oldukları takdirde bir değer ifade eder.

Meselâ, başkalarına muhtaç olmadan yaşamak veya başkalarına yardım etmek için kazanılan para değerlidir. Ama para kazanmış olmak için para kazanmak, başka bir deyişle para kazanmayı amaç haline getirmek, ahilerin kabul etmedikleri bir davranıştır. Çünkü bu durumda araç olan para amaç haline gelmekte. Para kazanmak amaç haline gelirse, amaç olan ahlâkî değerlerde araç haline gelir ki, bu son derece ahlâkî olmayan bir dünya görüşüne temel teşkil eder. Meselâ, para kazanmak amaç olacak olursa, başkalarına yardım etmek de bir araç olur. Bunun uygulamadaki sonucu, kişilerin daha çok para kazanmak için başkalarına yardım yapıyor gibi görünmesidir. ‘Hayır, işlemek’ için değil de, başkalarının güvenini ve saygısını kazanarak kârını arttırmak isteyen tüccarın, fakirlere mal dağıtması veya para vermesi böyle bir zihniyetin mahsulüdür. Genellikle buna yardım değil, farklı bir kazanç sağlama yöntemi denilebilir. Çünkü amaç fakirlere yardım etmek değil, onları araç olarak kullanıp daha çok para kazanmaktır. Yardımın araç olarak kullanılmaması için İslam Dini ‘Sağ elin verdiğini sol el bilmemeli’ ölçüsünü getirdi. Ahilikte, bu ölçüye titizlikle uyulması istenir.

Mal Ömrün Huzur ve Asayişi İçindir. Ömür Mal Cem’eylemek İçin Değildir’diyen SADİ, bu cümlesiyle ahilerin hislerine tercüman olmakta. Ahilerin mal ve servet hakkında düşünceleri, onların ekonomik faaliyetlerine de yansıdı. Ahiler, insanların kendi emekleri ile geçinmelerini ve kimseye muhtaç olmamalarını ister. Bu sebeple ahinin emeğini değerlendirebileceği bir işi, özellikle bir sanatı olması, ahlâk kaidesi haline geldi. Ahiler, çalışmayı ibadet saymışlar. Onun için ahiler işyerlerine ibadet yeri gibi değer verir. Ahilikte işyerleri, tekkeler ve zaviyelerden daha kutsal yer olarak kabul edilir. Ahinin işyeri, Hak kapısıdır. Bu kapıdan hürmetle girilir, saygı ve samimiyetle çalışılır, helâlinden kazanılır, helâl yere ve kararınca harcanır. Ahilikte esas olan helal kazançtır. Ahinin doğru olması ve hak ettiğinden fazlasını isteme yoluna sapmaması ahlâk kaidesi haline getirildi. ‘Vasat ve İtidal’ ölçüsüne en fazla yaklaşan ve o yüzden de en çok övülmeye hak kazanan geçinme tarzları olarak, ziraat ile sanat kabul edilirdi. El işçiliği, kararlı ve sebatlı bir kazanç yolu olduğu için, ahilerce en hayırlı geçinme yolu olarak benimsenirdi. Bu anlayış ahilerin aşırılıklardan uzak, dengeli ve uzlaşmacı dünya görüşüne de uygun.

Ahilikte, sanat ve meslekler ‘arasta, bedesten ve uzun çarşı’ gibi adlandırılan yerlerde icra edilmekteydi. Ülkemizde yakın zamanda kurumsallaşan Rekabet Kurumu, Patent Enstitüsü, Reklam Kurulu, KOSGEB, Ticaret ve Sanayi Odaları, İşçi ve İşveren Sendikaları, Kooperatifler, Belediyeler, Esnaf Odaları, BAĞ-KUR gibi sosyal hizmet vermekte olan tüm kurumlar Ahilik sisteminin günümüze yansıyan kuruluşları oldu.”

Bu haber 135 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Dönmez “Çankırı Voleybolunun Yeşerdiği Yıl Olacak”
Dönmez “Çankırı Voleybolunun Yeşerdiği Yıl Olacak”
Rehber öğretmenler toplandı
Rehber öğretmenler toplandı