ÇANAKKALE RUHU
  • Reklam
Hüseyin YAZICI  İl Vaizi

Hüseyin YAZICI İl Vaizi

ÇANAKKALE RUHU

15 Mart 2018 - 11:06

 Enbiya yurdu bu toprak; şüheda burcu bu yer;
 Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer!
 Dışı baştan başa bir nesl-i kerimin yâdı;
 İçi boydan boya milyonla şehit ecsadı.

                                                                    Mehmet Akif ERSOY


“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.”( Bakara, 2/154)   “Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, diriltilip yine şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim.” (Buhari, Cihad, 119) buyuran Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.s), şehadetin ne yüce bir mertebe olduğunu bildirmiştir. Şehid sözlükte “bir olaya şahit olmak, bildiğini söyleyip tanıklık etmek, bir yerde hazır bulunmak” gibi anlamlara gelmektedir. Çoğulu şühedâdır. Canını Allah yolunda feda eden kimsenin hemen cennet nimetlerine erişmesine, Allah ve melekler tarafından şahitlik edilmesinden dolayı şehid denilmiştir. Bir diğer anlamda ise Allah’ın vaad ettiği nimetleri hazır olarak görüp, onlardan yararlandığı yahut kıyamet gününde kendisinden Hz. Peygamber’le birlikte geçmiş ümmetler hakkında şahitlik etmesi isteneceği için ona şehid denilmiştir. (Fahrettin ATAR, Şehid, DİA, İstanbul 2010, XXXVIII, 428)

Din-ü devlet, mülkü millet uğrunda; vatan, bayrak ezan gibi mukaddesat için seve seve canını verip, gül bahçesine girercesine şehadet şerbetini içmektir şehitlik. Şehitlik, Allah’ın emaneti olan canı, O’nun yolunda feda etmektir. Şehadet, bir müminin canıyla, kanıyla elde edebileceği en yüksek makamdır. Şehidin ahiretteki mükâfatı cennettir. Allah (c.c.) “Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.” (Tevbe, 9/111) buyurmuştur. Allah Resulü (s.a.s.)’e zırh giyinmiş bir adam gelerek: Ya Resulallah! Hemen savaşa mı katılayım, Müslüman mı olayım? diye sordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) “ Müslüman ol, sonra savaşa katıl” buyurdu. Adam Müslüman oldu, savaşa katıldı ve şehid edildi. Allah Resulü onun hakkında: “Az bir amelde bulundu fakat çok şey kazandı!” buyurdu. (Buhari, Cihad, 13)

Çanakkale, bundan 103 yıl önce, 1915’te ecdadımızın yazdığı büyük bir destandır. İstiklal Marşı’mızda Mehmet Akif’in:

Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Diyerek işaret ettiği, bağrında 250 bin şehidi barındıran,  metre kareye altı bin merminin düştüğü yerdir Çanakkale. Çanakkale’de ülkemizin dört bir tarafından gelen vatan evladı, omuz omuza verip, birlik beraberlik ruhu ile düşmana geçit vermemişti. İmkânsızlık içerisinde, sayı ve teknik olarak kat kat üstün düşmana karşı Cenab-ı Hakkın yardımıyla Çanakkale’de emsalsiz bir zafer kazanıldı. Çanakkale savaşında çok sayıda yetişmiş insan kaybedilmiş, o yıl liseler, üniversiteler mezun vermemiş; Çanakkale zaferi İslâm dünyasına ışık ve ümit olmuştur.

Çanakkale, annenin oğlunu cepheye “Hüseyin… Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse, sütlerim haram olsun, öl de köye dönme! Haydi oğul, Allah yolunu açık etsin.” diyerek uğurladığı yerdir. Bir başka anne ise oğlunu cepheye gönderirken saçlarına kına yakarak, bununla “Oğlum ben seni vatan için kurban ettim” demişti.

Çanakkale, iman gücünün, Allah aşkının, Peygamber sevgisinin zaferiydi. “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.” (Ali İmran, 3/139) buyuran Yüce Rabbimizin inayetidir. Ecdadımız, cephede dahi namazını eda etmiş, Kur’an okmuş, dua etmiş, tekbirler getirmiş, birbiriyle helalleşmiş, temiz elbiseler giyip, şehitlik yolunda yürümüştür.

Üzerinde yaşadığımız bu topraklar ecdadımızdan bize emanetidir. Vatan sevgisi, millete hizmet aşkı, mukaddesata saygı gibi değerlerimizin yaşanması, yaşatılması, gelecek nesillere ulaştırılması hepimizin görevidir. Bu mili ve manevi şuura sahip olunması için Çanakkale iyi anlaşılmalı, zaferin kazanılmasındaki sebepler bilinmelidir. İhtiyaç duyulduğunda vatan savunması, ülkenin huzur ve sükûneti için görev almak, askerlik vazifesini ifa etmek, bunu Allah rızası için yapmak son derece faziletli bir ameldir. Askerlik görevini yerine getirirken tutulan nöbetin Cehennem’den kurtuluşa vesile olacağı müjdesi verilmiş hadiste. “İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda nöbet tutarak geçiren göz.” ( Tirmizi, Fedailul Cihad, 12)

Din, vatan, bayrak, mukaddesat uğruna canını feda eden tüm şehitlerimizi, Ahirete irtihal etmiş olan gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Yüce Rabbimiz, ülkemizin birliğine beraberliğine kast eden şer odakları ile verilen mücadele ve cihatta Çanakkale ruhu ile mücadele vermeyi ve zaferi kazanmayı lütfeylesin. Cenab-ı Hak güvenlik güçlerimizi her türlü tehlikeden muhafaza eylesin. Âmin.

Değerli Okuyucularımız!

İl Müftülüğü olarak 18 Mart 2018 Pazar sabah namazında Ulu Camii’nde “Şühedanın İzinde Huzur’da Niyazdayız” programında şehitlerimiz için okunan hatimlerin duası yapılacaktır. Tüm vatandaşlarımız davetlidir.

Bu yazı 7302 defa okunmuştur .

Son Yazılar