SAHİH DİNİ BİLGİNİN ÖNEMİ
  • Reklam
Hüseyin YAZICI  İl Vaizi

Hüseyin YAZICI İl Vaizi

SAHİH DİNİ BİLGİNİN ÖNEMİ

09 Temmuz 2020 - 08:37

Dünya hayatına imtihan için gönderilen insanın hem dünyada hem de ahirette mutlu olması için yol göstericiye ihtiyacı vardır. İnsanın istek ve arzularına sınır ve ölçü getirecek, yaşadığı dünya hayatında doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü gösterecek, yaratılış gayesine uygun kuralları belirleyecek, bir arada yaşadığında hak ve vazifelerini tespit edecek, aynı zamanda ahirete de hazırlayacak bir nizama ve kurallara gereksinimi vardır. İnsanın bu ihtiyaçlarını karşılayacak yegâne kurum ise dindir.  Din, Allah-u Teâlâ tarafından konulmuş, insanları dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturan,  Allah’a nasıl kulluk edileceğini gösteren, peygamberler aracılığı ile insanlara ulaştırılan ilâhî kanun ve nizamdır. (bkz. A. Saim Kılavuz, Ana Hatlarıyla İslam Akaidi ve Kelama Giriş, İstanbul 2015, 23) Rabbimiz her bir kulunu dine meyilli olarak yaratmıştır.  “Fıtrat” kavramı ile ifade ettiğimiz, ilk yaratılış sırasında Allah’ın insan tabiatına bahşettiği yaratanını tanıma eğilimi, ruh temizliği vb. olumlu yetenek ve yatkınlıklar insanda bulunmaktadır. (bkz. Hayati Hökelekli, Fıtrat, DİA, 13/47-48)

İnsanı en güzel şekilde ve halife olarak yaratan, akıl ve irade sahibi kılan Rabbimiz, dünya hayatında insanı başıboş bırakmamış,  ilahi rahmet ve hikmetinin tecellisi olarak yol gösterici peygamberler göndererek insanoğlunu desteklemiştir. Allah (c.c.)  son peygamber olarak Hz. Muhammed’i (s.a.s.), son din olarak İslam’ı, son kitap olarak Kur’an’ı seçmiştir. Dini öğrenmek için hangi yolu izlememiz gerektiği hususunda Resul-i Ekrem (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:  Peygamber Efendimiz (s.a.s.),  Muaz b. Cebel’i Yemene görevli olarak gönderirken, “Sana hakkında hüküm vermen gereken bir mesele arz olunduğunda nasıl hüküm verirsin?” buyurdu.  Muaz b. Cebel:  “Allah’ın Kitabı’na göre hüküm veririm.” dedi.  Resul-i Ekrem (s.a.s.): “Şayet Allah’ın Kitabı’nda bulamazsan? buyurdu. Muaz b. Cebel:  “Resulüllah’ınt (s.a.s.) sünnetiyle hükmederim.” dedi.
Resul-i Ekrem (s.a.s.): “Ne Allah’ın Kitabı’nda ne de Resulüllah’ın sünnetinde bulamazsan?” buyurdu. Muaz b. Cebel: “Kendi reyimle içtihat ederim.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Resulünün elçisini muvaffak kılan Allah’a hamd ederim.” (Ebu Davud, Akdiyye, 11;Tirmizi, Ahkam, 3)

Bu hadis-i şerif bizlere dinimizin temel kaynaklarının, Allah’ın kelamı Kur’an-ı Kerim ve Resulüllah’ın  (s.a.s.) sünneti olduğunu hatırlatıyor. Dinin bu iki kaynak merkezli öğrenilmesi ve öğretilmesi, her bir müslümanın Kur’an ve sünneti iyi bilinmesi gerekmektedir. Kur’an, Allah tarafından vahiy yolu ile Hz. Muhammed’e (s.a.s.) Arapça olarak indirilen, tevatür yoluyla hiçbir değişikliğe uğramadan bize ulaşan, mushaflarda yazılı, Fatiha suresiyle başlayıp Nas suresiyle biten, okunmasıyla ibadet edilen, başkalarının benzerini getirmekten âciz kaldığı kelâmdır. “Kuşkusuz bu Kur’an en doğru olana iletir; dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsra, 17/9) “Bu Kur’an bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve günahtan korunun ki size rahmet edilsin.” (Enam, 6/155) Rabbimiz  insanı doğru yola ileten en güvenilir  rehberin, Kur’an olduğunu ve ona uyulması gerektiğini vurguluyor bu ayet-i kerimelerde. Mehmet Akif Ersoy ne güzel ifade ediyor:

Beşerin derdine derman olur ancak Kur’an

Ona sarılmazsa eğer canavardan da beterdir insan

Allâh’a dayan sa’ye sarıl hikmete ram ol

Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol

         Kur’an- ı Kerim’den sonra İslam dinin ikinci kaynağı sünnettir.  Sözlükte “izlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek”  anlamlarına gelmekte olup, sünnet “Resûlullah’ın söz, fiil veya tasvipleri” (takrirleri) şeklinde tanımlanmıştır. (Mürteza Bedir, Sünnet, DİA, İstanbul 2010, 38, 153)  Sünneti anlamak için Kur’an- Kerim’in Hz. Peygamber’i  (s.a.s.) bize nasıl anlattığına bakmamız gerekir. “And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lutufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.” (Ali İmran, 3/164) Ayet-i kerime Hz. Peygamber’in (s.a.s.) insanlara Allah’ın ayetlerinin okuma, Kur’an’ı ve hikmeti öğretme, onları maddi ve manevi olarak arındırma görevlerinin olduğunu haber vermektedir. Ayette Hz. Peygamber’in sadece (s.a.s.) Kur’an’ı değil, Kur’an ile birlikte hikmeti de öğrettiği bildirilmiştir. Hikmet kelimesinin anlamı çok geniştir. Bu ayet-i kerimede  “dinî konularla ilgili en doğru bilgiler ve genellikle sünnet diye ifade edilen en güzel davranış biçimleri” yorumu daha uygundur. (bkz. Komisyon, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsiri, Ankara 2006, 1, 710-711)

O peygamberleri apaçık delillerle ve kutsal metinlerle gönderdik. İnsanlara indirdiklerimizi kendilerine açıklaman için ve (ola ki üzerinde) düşünürler diye sana da uyarıcı kitabı indirdik.” (Nahl,16/44) Âyette Hz. Peygamber’e Kur’an’ın indirildiği bildirilmekle kalmayıp, ona “insanlara indirilenleri yani Allah’ın hükümlerini onlara açıklama” görevi de yüklenmiştir. Buna göre Hz. Peygamber sadece bir nakilci değildir. Resul-i Ekrem (s.a.s.) Allah’ın hükümlerini sözlü veya fiilî olarak açıklama, yorumlama, inananlara uygulamada örnek olma görevi de vardır. (Kur’an Yolu, III, 402)

“Andolsun, Allah'ın Resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21)  “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.” (Haşr, 59/7) Ayetleri Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimizin örnekliğini, ona uyulması ve itaat edilmesi gerektiğini bildiriyor.

Abdullah b. Ömer’e “Biz Kur’an’da korku ve hazar namazını (barış ve güven zamanında yolcu olunmayan normal durumlarda kılınan namazı) bulduğumuz halde, sefer/yolculuk namazını bulamıyoruz? diye sorulduğunda; “Biz bir şey bilmez iken Allah bize Muhammed’i (s.a.s.) gönderdi ve biz de onun ne yaptığını görmüşsek öyle yapıyoruz.” Cevabını verdi. (Muvatta’, Kasru’s-salât, 2)

Resulüllah (s.a.s.) Efendimiz buyurmuştur ki: “Size iki emanet bırakıyorum, bunlara sımsıkı sarılırsanız asla dalalete düşmezsiniz; bunlar Allah’ın kitabı ve Resulünün sünnetidir.” (Muvatta, Kader, 3) İslam dininin ana kaynakları Kur’an ve sünnet olup, ölçümüz Kur’an ve sünnettir.  Kur’an ve sünnet merkezli bilgiler sahih, doğru bilgidir.

Bu yazı 19423 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar